"Tehdit,Yağma,Dolandırıcılık"


-EVİNİ ÖNCE "USULEN" ALDILAR,SONRA DA 77 HACİZLE SATMAYA ÇALIŞTILAR. MAĞDUR NİHAT TÜRK ,TOPRAK VE KARDEŞLERİ BANA:"MAHKEMEYE BASINA GİDERSEN ARSANI EVİNİ UNUT.."DEDİLER -"VARIMI YOĞUMU SATTIM,BORÇ ALDIM AMA ORTADA KALDIM UTANCIMDAN DIŞARI ÇIKAMIYORUM." -TURANLI'YI BAHANE EDİP PARANIN ÜZERİNE YATTILAR.

post
 Güncel    2016-08-22    Bu İçerik 5421 kez görüntülendi.


Nihat bey nedir Kahta’da belediye başkanı Abdurrahman Toprak ile yaşadığınız sorun?

İsmim Nihat Türk. Söz konusu bu tarla bizim. 19 yıldır Bu tarla da Benim tapulu evimin yeri var. Dededen kalma bir yer, burayı herkes bilir bizim tapulu yerimiz. Yeni devlet hastanesinin biraz ilerisinde. Ama belediye imar çalışması yaptığında bizden habersiz burayı yeşil alan yapmış.  Ev olduğu halde yeşil alan yapıyorlar.

peki bu arsa ve evin tapusunun sizde olduğunu bildikleri halde nasıl yeşil alan yaptılar?

Bunu sürekli gündeme getirdik ve sonunda bişey elde edemeyince Abdurrahman Toprak’a gittim. Belediye başkanına.  Dedim benim evin yeri ne olacak? Çünkü kendisinin bilgisi var. Her türlü bilgiyi vermişiz kendisine. O da bana halledelim dedi. Sen yargı yoluna gitme, bunu prosedür gereği imara koyduktan sonra tapu bize geçecek. Bu tapuyu bize geçirirsen daha sonradan sana usulen satışını yapacağız.  Ben de tamam dedim ama param yok.  Başkan da bana usul böyle ama merak etme senin gücünü aşmayacak şekilde hallederiz dedi. Aynen senin gücünün dâhilinde bir şekilde hallederiz dedi. Beni imar müdürlüğüne yönlendirdi. Orada bana yine aynı şeyi söylediler, tapu yapılması lazım onaylar mısın dediler ben de onaylarım dedim. Tapuya geçirme süreç iki-üç ayı buluyor, imardan geçirme tadilattan geçirme encümen kararı aldırtma falan bu işleri de hep ben yapıyorum. Belediyenin üzerine tapuyu çıkarttıktan sonra beni çağırıyor işte tapuyu çıkarttık ama ihaleyle verilecek diyor. Usul böyledir dedik kabul ettik. Ama başkan toprak sonra bana bu evi benim istediğim fiyata vereceğim sana dedi.  Bende başkan etme eyleme, senin gücün dâhilinde halledeceğiz dedin bana dedim. Başkan da bana daha önce otogarın yanında bir arsa satışı nedeniyle mahkemeye gitmişim, burayı da senin evin olsa dahi ihaleyle almak zorundasın dedi. Yani iş bitti, tapu çıktı ama başkan sözünden caydı.  

peki ne olacak, size ne yanıt verdiler?

Nasıl olacak dedim peki, dedi oradan buradan soralım fiyatı belirleyelim dedi. Araya zaman girdi gün geldi beni yine çağırdılar. Bu fiyatı uygun görmüşüz dediler.  Tam 327 bin lira rayiç bedeli, masraflarıyla harçla toplam 350 bin lirayı geçti. Eski parayla 350 milyarı geçti yani. Dedim benim bu kadar gücüm yok baştan söyledim sana param yok diye. Niye böyle yaptın benim evim gidecek. Bana söylediği söz şu: alıyorsan alırsın, almıyorsan da çıkar gidersin. Yani resmen beni azarladı. Dışarı çıktım sağa sola soruyorum olur mu olmaz mı, bu kadar para nerden bulurum, diğer yandan bulamazsan kendi evim gidiyor. İnadından vazgeçmedi başkan. Ya alırsın ya da ihalede satarım dedi.

Peki paranız var mıydı, nasıl ödeyecektiniz bu kadar parayı?

Her şeyi göze aldım ve parayı toplamaya başladım. İki eniştemin üzerine 42 biner lira kredi çektik aynı gün. 130 bin liraya toprak evimiz vardı onu sattık. Bi kuyumcudan 36 altın borç aldık. Evli kızımın 17 bin liralık altını vardı onu alıp sattık. Komşumdan 20 bin Euro borç aldık. Bu paraları toplarken de başkan toprak’a sürekli gidip haber veriyoruz aman aman beklet satma biz geri alacağız parayı topluyoruz diye haber veriyoruz. Onun için paranın nereden geldiğine kadar her şeyden haberi vardı. İhale gününe yaklaşmadan önce gittik başkan’a para tamam dedik. Bana kimlik fotokopini yukarı ve onlar bütün işlemleri hazırlayacak dedi. Ayın 18’inde ihale günü akşam 5’de gel iki üç evrakı imzala işlemin tamamdır. O gün saat 5’de gittim iki-üç zarf hazırlamışlar. Zarfları açtılar imzaladım hepsini evrakı bana verdiler hemen git parayı yatır dediler. İmar müdürlüğünde Mesut Delikanlı’nın odasında oluyor. Bana hesap numarası verdiler ve bankaya git parayı bu hesaba yatır ve makbuzu bize getir dediler. Sabah erkenden bankaya gittim parayı yatırdım makbuzu götürüp onlara teslim ettim. Bana bir hafta sonra gel tapunu al dediler.

Alabildiniz mi peki tapunuzu?

Dedikleri gün gittim bana bi evrak verdiler, tapuya git bu evrakla tapunu al artık bizimle işin yok dediler. Tapuya gittim. Bu defa tapuda bana dedikleri şey şu: bu tapunun üzerinde 77 tane icra var. Dedim böyle şey olur mu ne icrası kimin icrası diye bana biz bilmeyiz söylememiz de yasaktır zaten. Belediyeden bir yetkili gelsin onlara söyleyebiliriz ancak dediler. Rica ettim oradan belediyeyi aradılar dediler ki: bu tapuyu almaya gelen adan icrayı yeni görüyor, tapuyu almam diyor. İcraların kimin olduğunu soruyor, kimin olduğunu söyleyelim mi? karşıdaki ne dedi bilmiyorum ama tamam tamam dediler birbirlerine. Sonra bana bu tapunun üzerinde 77 tane Abdurrahman toprak’ın çıkardığı adamların icrası var. Bu başkan 180 kişiyi işten çıkarttı. Çıkardıkları adamların bir kısmı mahkemeye gittiler, mahkemeyi kazandılar, dava Yargıtay’a gitti, Yargıtay’dan onanıp geldi. Tazminat ödenmesi konusunda karar verildi. Ama bunlarda yani Abdurrahman toprak’ta tazminatı ödemeyiz diyorlar, onlar da bunun üzerine icra koyduruyorlar. Neyse tapudan çıktım belediyeye gittim. Tapunun üzerinde 77 icra var, 420 bin liralık bi icra var benim paramı geri verin dedim. Yok dediler, geriye dönüş yok dediler. O 420 bin lirayı da biz ödemeyiz işçilere, o işçiler tazminat elde etmişlerse de Yargıtay onamışsa da biz işten çıkarmışız onları para da vermeyiz dediler. Başkan bunu söylerken yanında kendi adamları da var. Başkan yardımcısı Ömer toprak var, ismini hatırlamadığım iki üç kişi daha var. Peki dedim ne yapacağız ne edeceğiz?

Nasıl çözülecek peki bu sorun, kime yönlendirdiler sizi?

Dediler ki bu işçilerin bağlı bulunduğu bir şirket müteahhidi var. İsmi Hacı Çetinçakmak. Biz belediye olarak bu işçileri işten çıkarttıysak dahi bu işçiler bu şirketin himayesinde çalışıyorlar, belki bu müteahhit öder. Dedim bu adam kimdir? Dediler ki bu adam şu anda da bizim müteahhittimiz. Bize iş yapıyor halen. Hacı Çetinçakmak’ı çağırdılar geldi, oda da başkan Abdurrahman Toprak, yardımcısı Ömer Toprak ve ben varım. Birde başka birisi var. Dediler hacı bey bu parayı öde, hacı Çetinçakmak’ta ben ödemem dedi. Başkan’a senin ödemen lazım dedi. Başkan ben de ödemem dedi. Bu adamın arsası icralık nasıl yapacağız diye konuştular kendi aralarında. Sonra bana sen git bi yol bulursan sana telefon açarız dediler. Bu toplantının üzerinden tam 4 ay geçti. 4 ay boyunca her gün belediyeye sabah gider akşam gelirim. Yardımcısı Ömer Toprak birinci ay bana dedi ki bak böyle yaparsan sana para da verilmez. Belki ilerde para verme durumu olur ama bu şekilde gidip gelirsen sana para da verilemez. Resmen tehdit etti yani.

Bu insanlar neden dahil oldular olaya, başkan Toprak’ın tavrı nasıl oldu?

Abdurrahman Toprak bana benim artık senle işim yok bi yol bulursak seni çağırırız dışarı çık dedi. Yani beni kovdu. Ramazan bozan ile ömer toprak beni koridora çıkardılar bana dediler ki: yeter artık bu şekilde git-gel, git-gel olmaz. Dedim arkadaş paramı yediniz ne olacak şimdi? Dediler ki: bak bu şekilde yaparsan para verilecekse de verilmez o da gider. Seslerimizi herkes duydu koridor böyle ayağa kalktı. Burası muz cumhuriyeti değil dedim, burada hukuk geçmiyorsa kendimi yakarım dedim. Ak parti genel merkezine giderim, gazetecilere giderim, internette kolumun uzanabildiği her yere giderim, olmadı kendi el yazımla yazarım bi sokağa asarım dedi. Bana ne yapıyorsan yap dediler buradan da çık, elinden geleni ardına koyma dediler.

Devreye başka kimleri koydunuz, kimse size yardım etmedi mi?

Bu olaydan sonra hatırı sayılır insanları araya koydum ve yeniden görüşmeye gittim. Arkada bi odaları daha var. Orada konuştuk. Dediler ki bu 77 kişinin avukatına git anlaşma yoluna gidelim de. Sen bunla anlaş bi kolay hallederiz. Avukatın ismi Şükrü Turanlı. Heyet koydum araya, cemaatler yolladım işte bir ay git gel sürdü anlaşmak. Şükrü Turanlı dedi ki: belediye git bu yatırdığın paranın tamamını icraya aktarsınlar, para hesaba geçtiği an icrayı kaldırıyorum dedi. Aktaracakları zaman da bana haber ver sana noterden sözleşme yapayım, icra kalkar kalkmaz sende tapunu alasın. Benim de hoşuma gitti zaten Abdurrahman Toprak’ta söz vermişti bana onun için göndermişti. Ben de anlaştım. Yine zorla bir görüşme ayarladık, arka odaya gittik. Kimse duymasın bilmesin diye orayı kullanıyorlar. Konuşmaya başladık dedim avukat diyor ki belediyeye yatırdığın parayı icraya yatıracağım desinler hemen icrayı kaldırayım sende gel tapunu al dedi. 430 bin lira alacağımız var ama madem senin evin senin arsan senin için davadan vazgeçeceğim dedi. Abdurrahman Toprak bunu duyunca dedi yok, ben vermiyorum. Dedim başkanım etme eyleme sen git anlaş biz tamamız dedin. Bende gittim işi hallettim dedim. Bana yok dedi, para vermem dedi. Sebep ne dedim niye vermezsin dedim? Yok dedi ben onlara para vermem, Belki ilerde başka çözüm buluruz dedi. Bende çözüm buldun diye gittim uğraştım, razı ettim dedim. Yok dedi başka zaman yeniden görüşürüz şimdi çık dedi. Yani yine kovuldum.

Sizi sürekli tehdit mi ettiler, ne dediler size?

Yanımızda şahitler de var. Oraya gidiyorum, buraya gidiyorum aman o inatçıdır fazla gidip gelme diyorlar. Ama param gitmiş, evim gitmiş nasıl gidip gelmeyeyim diyorum, biri dedi baş edemezsin, biri dedi inatçıdır, biri dedi arsanı sattırır hiç ruhun bile duymaz. Hep tehdit, hep tehdit. Belediyenin önünde kendimi yakarım diyorum, bana İstediğini yap diyorlar. Kaymakama giderim diyorum, kaymakam ne diyecek sana diyorlar. Bu arada icra müdürü geliyor ekiple yer tespiti yapıyorlar, değer tespiti yapıyorlar, satacağız dediler. Başkan yardımcılarının yanına giriyorum, yalvarıyorum bişey çıkmıyor. Borç aldığım kişiler de artık üstüme gelmeye paralarını istemeye başladılar. Hem malım gitti, hem de borç ettiğim paraları belediyeye yatırdım onlar da gitti. En son bugün yine gittim. Kapıda oturan memur bana sen yine mi geldin? Reis yok dedi. Ankara’ya gitmiş bir hafta gelmeyecek, boşuna uğrama. E yardımcıları yok mu dedim? Yok, reis yok diye yardımcıları da yok dediler. Yerine vekâleten birisi bakıyor o da kimseyi kabul edecek durumda değil dediler. Yardımcılarından birisini gördüm sordum durumumu bana söylediği senin bu işin olmayacak gibi. Sizin aileden birisi senin işine sekte vuruyor galiba. Yahu arkadaş benim paramı gasp ettiniz. Sürekli mazeretler, söylemler falan filan devreye koymadığım hiç kimse kalmadı. Ne olacak bu işin sonu bilen yok, mahkemeye ver diyorlar ama verirsen de işin içinden çıkamazsın. Çünkü geçen dönemden bile alacağı olanlar parasını alamamış ileriki döneme sarkacakmış diyorlar.

Sonuç olarak hem arsa ve eviniz hem de paranızı belediyeye kaptırdınız. Borç aldığınız insanlar ne diyor bu duruma, paralarını istiyorlar mı?

Ben artık borçlardan dolayı kaçma noktasına geldim artık. Benim kendi malımı elimden alıyorsunuz size yeniden kendi malımı almak için para veriyorum ne arsamı evimi alabiliyorum, nede verdiğim paramı alabiliyorum. Beni kandırdılar. Benim dava yolum varken bana gel anlaşma yoluyla haledelim dediler. Evim yeni hastanenin 250 metre yukarısında toprak bir ev üzerime dökülüyor zaten. Toplamda bin küsür metre. Bütün Kahta biliyor orası benim evim. 20 senedir ben orada oturuyorum. Maaşım yok, gelirim yok, işim yok. Tarla kiralayıp ekiyorum. Ekmek paramı çıkarıyorum bu şekilde. Benim param onlara haram, zehir zıkkım olsun…HABER MERKEZİ

 

adıyaman,şehirde bu hafta,adıyaman valiliği,ak parti adıyaman,kahta belediyesi