Dr Şahiner: Doğal Beslen,Sağlıklı Yaşa


Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi hekimlerinden alternatif Tıp ve dahiliye uzmanı Dr. Enes Seyda Şahiner ile Geleneksek ve Tamamlayıcı Tıp (GETAT) üzerine konuştuk.

post
 Röportaj    09.07.2019 09:18:13    Bu İçerik 692 kez görüntülendi.


SORU-Hocam,genel bir soruyla başlayalım.Hangi sağlık birimine gidersek gidelim hep kalabalıkla karşılaşıyoruz.Gerçekten hasta mıyız,yoksa hastalık hastası mıyız?

CEVAP- Yani bu konuda şöyle bir sıkıntı var aslında.Aslında hakikaten hastayız ama sebebi de belli, şöyle bir örnek vereyim diyelim ki bizim burada infertilite takip ettiğimiz yani kısırlık hastalarımız da var .infertilite oranı ülkemizde  15- 20 sene öncesine kadar yüzde 1 iken şuanda yüzde 20.Bu niye böyle aradaki o yüzde20lik fark neden kaynaklanıyor? Çünkü beslenmemiz, yememiz, içmemiz giymemiz  şu kılık kıyafetimizden tutunuzda  marketten (şimdi marketler bizi tefe koymasın ama) marketlerden aldığımız deterjanından yumuşatıcısına, abur cubur yiyecekleri  hiç saymıyorum  bunların hepsi  tamamen kimyasal rezil bir beslenme şekli var yani hastalığa birazda bu pencereden bakmak lazım.

SORU-Özellikle son dönemde TV' lerde bazı hocalar kavram kargaşasına sebep oluyor.Şöyle ki;Biri yağ tüketin derken diğeri  uzak durun diyor,biri kolesterol var derken diğeri böyle bişey yok diyor, insanlar hangisine inanacağını şaşırıyor.Bu konuda neler söylemek istersiniz?

CEVAP-Kavram kargaşasının en mühim sebebi oradaki çatışma şeyden kaynaklanıyor, bir modern tıp ilmi  dediğimiz bizim hani uzmanlarımız hocalarımız vs, birde bu geleneksel tababet yani geleneksel tıp bizim ata örfümüz adetimizden gelen tıp.Bu ikisinin çatışması oluyor aslında, yani bu konuda hekim yeni mezun hekim arkadaşların kesinlikle fakültede ön bilgilendirme bi eğitim almaları gerekiyor.Şimdi adam hocasından öyle bişey görmemiş hani işte bizim bu akupunktur hacamat nedir bu ne işe yarar bunlarla ilgili.Halbuki, Avrupa'da Amerika'da Rusya'da yıllardır uygulanıyor bunlar.  Biz çok geri kaldık bu konuda. Hatta bunları yani bu geleneksel, yani tamamlayıcı Tıp dediğimiz farklı bir tıp dalı değil, tıbbın bir sürü disiplini vardır,bu da onlardan bir tanesidir.Bu tıbbın içindedir aslında bunu inkar etmenin bir manası yok oradaki sıkıntılarda aslında birçoğu oradan kaynaklanıyor.

SORU-Geleneksel ve tamamlayıcı  tıp (GETAT)yada alternatif tıp nedir? Modern tıp ile ne gibi farkı vardır?

CEVAP- Aslında ikisine de böyle bir yüksekten baktığınız zaman ikisinin arasında fark yok. ikisinin arasındaki en büyük fark ilaç firmalarının işte sürekli bazı hastalıkların üzerine örtmeye yönelik çalışmalarıdır.Yani tedavi etmeye yönelik çalışılmıyor aslında.Birçok hastalıkta sürekli hastalığın üzerini örtüyoruz .Mesela diyelim ki şeker hastalıkları, tansiyon hastaları ne oluyor? al sen bu ilacı  şeker hastasısın ömür billah kullanacaksın. Şimdi sen bir hastaya ömür boyu bu ilacı kullanacaksın dediğin zaman o teyzenin, amcanın veya hastamızın gözleri kocaman oluyor. Bütün morali orada çöküyor zaten onun şekeri orada 150 ise birden 250 yaptın, zaten bir kere kafadan kaybetti . Bununla ilgili yalan olmasın hadisi şerif var diye biliyorum, "doğada her şeyin şifası vardır ta ki bulabilene"

SORU-Bitkisel tedavi (fitoterapi) bir tedavi yöntemi midir, yoksa yardımcı bir yöntem midir? Yine bazı uzmanların TV' lerde söyledikleri gibi her derde deva mı bu bitkiler? öyle bir hava yaratıyorlar ki söylenilen bitkileri tüketen insanlar kanser dahil her şeyden korunmuş mu oluyor?

CEVAP- Bu manada şöyle bir şey var.Bu nokta çok kritik, çünkü o çizgiyi açtığımız zaman olay direk şarlatanlığa girer. "Gel sen bu  bitkileri kullan seni her dertten kurtarayım ,sen iyi ol git, ver bana şu kadar para." Böyle bir şey yok.Bu işin hani ilmini okumuş, çalışmış, uygulamış özellikle Hekim camiasının bu işle yeteri kadar alakadar olmamasından  kaynaklanıyor.İnsanımızda haklı olarak şimdi sizin müzmin bir hastalığınız var, Her şeyi denemişsin yok adamın biri de sana diyor ki, hadi gel şu otu da kullan kullanırsın ona 300-500 kaç para istiyorsa verirsin o sırada çaresizsin mecbur kalıyorsun,inanmayın böylelerine.

SORU.Size gelen hastalar ne tür şikayetlerle geliyorlar? En çok kimler geliyor,bay mı bayan mı?

CEVAP- Bayan hastalarımız çoğunlukla diyebiliriz ama bay hastalarımız da çok var.Mesela özellikle kas, sinir hastalıkları, boyun fıtıkları, bel fıtıkları,ameliyat olmak istemeyen  hastalar, Migren hastaları, kilo vermek için gelen hastalar, sigara bırakmak için gelen hastalar, mesela az önce bir tane hastamız saç dökülmesi  geldi.Ona peruk uygulaması yaptık, yani  burada beni herkes bilir kimseyi kapıdan çevirmem gelme demem.Gelsin göreyim ilk uygulamadan zaten muayene ücreti vesaire yok ben detaylı  bir yarım saat  40 dakika konuşuyorum, tetiklerine  bakıyorum, yapabileceğim bir şey varsa diyorum ki sana şunu şunu yapabiliriz veya çok nadir olarak Allah'a şükür ama böyle yapamayız sen şuraya git dediğimiz hastalarımız da oluyor.

SORU-Sizin tedavi alanına gelirsek,Adıyaman da kısa sürede popüler oldunuz.Hastalarınıza nasıl bir tedavi yöntemi uyguluyorsunuz? Hastalarınızın bir kısmıyla konuştuk sizin önerdiğiniz  tedavi yönteminden memnun olduklarını ve sonuç aldıklarını söylediler.Neler söylemek istersiniz?

CEVAP- Çok şükür ben her zaman şunu söylüyorum, Şifa Allah'tan biz de aracıyız.Elimizden geleni yapıyoruz hastalarımıza.Diğer polikliniğimizde belki günde 100-150 hasta görürken, burada tabi daha sınırlı hasta alıyoruz. Hastayla tepeden tırnağa ilgileniyoruz, ben hastaya anne sütü emdin mi? ne kadar emdin ? oradan sormaya başlıyorum, yani oradan sormaya başlayınca ben de mümkün olduğu kadar dikkatle dinleyince karşıdaki insanı, zaten orada bir şeyler çıkıyor.Şu yılda şu ameliyatı olmuş mesela veya en ufak bir dişini çektirmiş dişini çektikten sonra bel ağrısı başlamış,bunların hepsi bağlantılı vücut bir bütündür yani.

SORU-Birazda Hacamat ve akupunktur uygulamalarını konuşsak,hacamat ve akupunktur nedir, nasıl bir tedavi yöntemidir? Bunların dışında başka ilave tedavileriniz var mı? 

CEVAP- Şimdilik hacamat ve akupunktur dışında bitkisel tedaviler  var,bir de mezoterapi dediğimiz işlemler var. Mezoterapi Aslında ağrıya yönelik uygulanıyor. Mezoterapi denince halk arasında kozmetik işlemler, işte saç dökülmesi, yüz gerdirme akla geliyor, ama mezoterapinin esas kullanım alanı bizim bu az önce bahsettiğimiz kireçlenmesi olan uzun yıllardır bel fıtığı ağrıları veya Migren hastaları mezoterapi ağrı mezoterapisi esas tıbbi olan şifalı kısmı.Hastalarımıza hacamat ve Akupunktur gelince de yani bunlar zaten 5 bin yıllık tedaviler.Tıp literatüründe takip ettiğimiz yayın sayfamız var bütün dünyaca kabul görülür, orada yapılmış 30 binden fazla yayın var.Bu tedavilerle ilgili modern tıpta da yeri var, geleneksel tıpta da yeri var.Bizim örfümüz de, adetimiz de İslamiyet'te de yeri var bunu inkar etmenin bi manası yok.Hastalarımızın da yüzde 90'nın geri dönüşleri olumlu.

SORU-Tükettiğimiz doğal olmayan gıdaların hastalıklarımızla bir bağı var mı?

CEVAP- Yüzde 100,yüzde200  bağ var. Tedavinin ana unsuru bağırsak ve karaciğerin temizlenmesidir.Bağırsak ve karaciğer pislik de zaten bizim tamamen az önce konuştuğumuz o yediğimiz içtiğimiz gıdadaki katkı maddelerin, sentetik kıyafetler, kullandığın deterjanlar,tabii şimdi haydi deterjanı at, kıyafeti giyme ,dağa çıkıp yaşayacak halimiz yok,ama mümkün olduğu kadar kendimizi bütün herkesi bilinçlendirmemiz lazım.

SORU-Dünyada bazı insanlar ekmek bulamazken maalesef bazıları da OBEZİTE'den şikayetçi ve obezite ile mücadele için milyar dolarlar harcanılıyor.Ülkemizde de yaygınlaşan obezite ile ilgili neler söylemek istersiniz? Bu rahatsızlığı olanlara neler tavsiye edersiniz?  

CEVAP - Obezite ,bence dünyada silah sektörü ile yarışıyor.Yani obezite sektörü, kaynak olarak  benim tam yaşım denk gelmiyor ama, Amerika'nın süt tozu dağıtıp bizim ilk okullarımızda süt tozu içirip onları hatırlarsınız. Basitinden bizim yediğimiz buğday ürünleri, buğday unu deyince bulgur, simit, Çiğ köftelik Adıyaman'da en çok Güneydoğu'da tüketilen ürünler  hepsi giriyor ve bizim ürettiğimiz buğday genellikle sorun herkese, hiçbiri  Ata tohumu değildir. 1 yıl 2 yıl çoğalır 3. yıl biter o buğday İsrail'den tekrar tohum almak gerekir, Yallah tekrardan ekersin.Ama bizim Ata tohumumuz var merkezi Mezopotamya'dır.Karakılçık bulgurumuz var veya Adıyaman'ın dağ köylerinden hastalarım geliyor 20-30 yıl aynı buğdaya ekiyoruz çok güzel ona benden bir ürün getir numune getir ekelim, çoğaltalım bunun içinde,hatta Cumhurbaşkanı çalışması var. İbrahim Saraçoğlu Urfa'da bir çalışma yapıyor, sürekli o tohumları  toplamaya çalışıyor.Onları toplarken bile birçok garip sıkıntılar çıkıyor ki ben takip ediyorum cumhurbaşkanımızın ekibinden de, bizim hocalarımız çok var, kendi külliyenin doktorları da.Yani hocalarımız o kadar ufak İnce şeylere dikkat ediyor ki, 40-50yılın planını yapıyorlar.

SORU-Sağlıklı birey olmanın yolu nereden geçer?

CEVAP- Yani bizim Adıyaman yine az önce söylediğim gibi, Adıyaman bu konuda sağlıklı yaşamanın gerçekten belki de Türkiye'deki bir numaralı yerdir.Buradaki ahaliye, halkımıza bir fırsattır. Bunun kıymetini bilsinler .Çünkü ben Ankara'da yaşarken çocuklara bir köy yumurtası alayım diye 50 kilometre temelliye giderdim. Bir Köy yoğurdu alim diye bilmem nereye giderdim .Burada ne güzel her şey elimizin altında. Çok şükür elhamdülillah.Sağlıklı yaşamın temeli, elimizden geldiği kadar  kendimiz üreteceğiz, üretemiyorsak üreticiden direkt yediğimiz, içtiğimiz gıdaları alacağız. Ben mesela en basit şekilde öneri yapmaya çalışıyorum, sirke mesela birçok derde şifadır ve evde yapılabilir çok kolaydır.Yediğin elmanın ,elmayı ye kabuğunu çöpe atma, çöpe atacağına bir suyun içine koy biraz beklesin alsana sirke.

SORU-Bir hekim olarak bu mülakatı okuyan insanlara neler tavsiye edersiniz?

CEVAP- Yani genel olarak bizim yaptığımız şey burada  başlı başına hakikaten bir hizmettir .Bugün Türkiye'de bizim geleneksel Tıp Polikliniği 26 ilde var.Şu anda ve bu 26 ilden birisi Adıyaman dır.  çevre illerin birçoğunda yok.Ben kendim Gaziantepliyim Antep'te yok oradan geliyor hastalar. Ben elimden geldiği kadar hastalarımıza veya hasta olmasına da gerek yok, mesela Hacamat sünnet olduğu için her zaman yardımcı olmayı isterim, özellikle beslenme konusu çok önemli bu işlerin temelinde yatan budur .Ben Adıyaman halkını ne kadar bilgilendirebilirsem benim için o kardır benim üzerime düşen vazifeyi budur.Sonuç olarak doğal beslenin hasta olmayın diyorum.Herkese sağlıklı bir hayat  diliyorum.

Hocam çok teşekkür ederiz.

 

Röportaj:R Ferhat Vural

 

ŞEHİRDE BU HAFTA

Dr.Enes Seyda ŞAHİNER : 1983 İstanbul doğumlu. Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi

mezunu,İç hastalıkları uzmanı.

2009-2010 Kilis 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu Sorumlu Hekimliği

2011-2019 Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı ve Klinik Kalite Sorumlusu

2013-2015 Eskişehir Anadolu Üniversitesi Sağlık Kurumları İşletmeciliği

T.C. Sağlık Bakanlığı  Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi

 

 Yönetilen Yüksek Lisans ve Doktora Tezleri

 Obestatin ve Malnutrisyon İlişkisinin Hemodiyaliz Hastalarında Değerlendirilmesi(İç Hastalıkları Uzmanlık Tezi,2015)

 

 Yayınlar

 

 Uluslararası hakemli dergilerde yayınlanan makaleler (SCI,SSCI,Arts and Humanities)

H Yilmaz, M Cakmak, T Darcin, O Inan, E Sahiner.’’Circulating irisin levels reflect visceral adiposity in non-diabetic patients undergoing hemodialysis’’ ; Ren Fail. 2016 Jul;38(6):914-9. doi: 10.3109/0886022X.2016.1172918. Epub 2016 Apr 18.

Yilmaz H, Gürel OM, Celik HT, Sahiner E, Yildirim ME ‘’CA 125 levels and left ventricular function in patients with end-stage renal disease on maintenance hemodialysis ..’’   Ren Fail. 2014 Mar;36(2):210-6. doi: 10.3109/0886022X.2013.859528. Epub 2013 Dec 2.

H Yilmaz, MA Bilgic, O Malcok Gurel, E Sahiner,’’ OP-122 Ca 125 Levels and LV Function in Patients with ESRD Treated with Maintenance Hemodialysis Patients’’ 2014/4/1, The American Journal of Cardiology

Haliloğlu S, Carlioglu A, Sahiner E, Karaaslan Y, Kosar A.’’ Mean platelet volume in patients with fibromyalgia’’ Z Rheumatol. 2014 Oct;73(8):742-5. doi: 10.1007/s00393-013-1330-7.

 

Uluslararası diğer hakemli dergilerde yayınlanan makaleler

 

 

Yılmaz H, Sahiner E, Darcin T, Celik HT; ‘’Is vitamin D supplementation a new hope for the therapy of the septic shock?’’ Endocr Regul. 2013 Jul;47(3):133-6. Review

 

 

 

getat,alternatif tıp,dr enes şahiner,adıyaman,ferhat vural,röportaj,adıyaman eğitim ve araştırma hastanesi