Adıyaman İHD'den 'İnsan Hakları Günü' Mesajı


İnsan hakları derneği (İHD) Adıyaman Şubesi '10Aralık Dünya İnsan Hakları Günü' nedeniyle bir basın açıklaması yaptı.

post
 Güncel    10.12.2019 16:41:36    Bu İçerik 289 kez görüntülendi.


İHD Adıyaman şube başkanı Av Bülent Temel yaptığı açıklamada şunları söyledi.

" İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin kabul edilişinin 71. yılındayız. Bu yıl da İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nde belirtildiği gibi barış, adalet, eşitlik, özgürlük ve insan onurunun korunmasını ve bunları güvence altına alacak demokrasi mücadelesi verilmesini savunmaya devam ediyoruz.

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin hazırlanması, Birleşmiş Milletler (BM) bünyesinde, 29 Nisan 1946 tarihinde, İnsan Hakları Komisyonu’nun kurulmasıyla başlamıştır. Komisyonca hazırlanan bir Giriş ve 30 maddeden oluşan İnsan hakları Evrensel Bildirgesi, 10 Aralık 1948 günü Fransa’nın başkenti Paris’te toplanan BM Genel Kurulu’nda kabul ve ilan edilmiştir. Türkiye, Evrensel Bildirge’yi, 27 Mayıs 1949 tarihli Resmi Gazete’de yayınlayarak yürürlüğe koymuştur.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 4 Aralık 1950 tarihinde gerçekleştirdiği toplantıda, 423 (V) sayılı kararıyla “10 Aralık” gününü, “İnsan Hakları Günü” olarak ilan etmiştir.

Birleşmiş Milletler, barış, insan hakları ve demokrasi ideallerine dayalı uluslararası bir sistem oluşturma hedefiyle inşa edilmesine karşın maalesef bu ideallerin çok gerisinde kalınmıştır.

Gelinen aşamada güçlü devletlerin bir araya gelerek oluşturduğu askeri ve ekonomik birliktelikler, insanların hak ve özgürlüklerini kullanmalarının önünde birer engele dönüşmüştür. Özellikle devletlerin demokrasi ve hukuk taahhüdünden giderek uzaklaşmaları insanlığın en önemli kazanımlarından birisi olan insan haklarının, hem bir referans sistemi hem de bir denetim mekanizması olarak zayıflamasına yol açmıştır. Tüm bu olumsuzlukların karşısında Şili’den Lübnan’a, İran’dan Hong Kong’a dünyanın her yerinde halklar özgürlük, adalet, eşitlik ve insan hakları talepleriyle itirazlarını yükseltmektedirler. Devletlerin ve hükümetlerin bu itirazlara yanıtı ise şiddetin her türünü sistematikleştirip yaygınlaştırma ve hayatın tek gerçeği olarak toplumlara dayatma şeklinde olmaktadır.

Dünya da var olan savaş ve çatışma hali nedeniyle en dezavantajlı gruplar olan engelliler, çocuklar ve kadınlar yaşamını yitirmektedir. Siviller yolda, sokakta, cadde de sorgusuz sualsiz infaz edilmektedir. Kentler bombalanmakta tarihi miras yerle bir edilmektedir. Süren savaşlar ve bu savaşlar üzerinden yaratılan algı ile doğuştan eşit ve kardeş olan halklar arasında düşmanlık derinleştirilmektedir. Savaş sürdükçe insanlığın kanayan yarası daha da derinleşmekte ve kangrenleşmektedir. 

 Dünyanın yaşamakta olduğu bu ağır kriz karşısında insan haklarını savunmak ve kurucu rolünü canlandırmak en asli görevimizdir.

Bu kriz hali maalesef Türkiye’de de tüm yoğunluğu ve ağırlığı ile yaşanmaktadır. Ülke, 2016 yılından bu yana önce doğrudan, 19 Temmuz 2018 tarihinde itibaren de resmen kaldırıldığı söylense de yapılan pek çok düzenleme ile kalıcılık/süreklilik kazandırılan bir OHAL rejimi ile yönetilmektedir.  Ayrıca belirsizlik rejimi içinde kurumların da aşınmasıyla beraber hak ihlalleriyle mücadele alanını daraltmak anlamına gelen cezasızlık yaygınlaşarak yeniden üretilmiş ve neredeyse bir kural haline getirilmiştir.”

Hukukun temel prensibi olan önce yargıla sonra cezalandır ilkesi ters yüz olmuş yeni ama aslında çağdışı olan yöntemle insanlar önce cezalandırılmakta sonradan yargılanmaktadır ,

 İŞKENCE ve KÖTÜ MUAMELE’nin hala Türkiye’de güncelliğini koruduğuna tanık olmaktayız.

CEZAEVLERİ ile ilgili her gün derneğimizin şubelerine onlarca başvuru yapılmaktadır. Mahpushanelerde ölümcül hastalıkları bulunan hastalar hem tedavi hem de tahliye olmayı beklemektedirler.

İnsanlar bir şeyi İFADE etmekten korkar hale gelmiş bulunmaktadır.

ÖRGÜTLENME ÖZGÜRLÜĞÜ, TOPLANTI ve GÖSTERİ ÖZGÜRLÜĞÜ, SEÇME VE SEÇİLME HAKKI yaygın bir şekilde ihlal edilmektedir. Kapalı ortamda toplanma yasaklanmakta insanlar kapalı kapılar arkasında tek başına kaldıklarında bile düşünmeye korkar duruma gelmiş bulunmaktadır. 

İNSAN HAKLARI ÖRGÜTLERİ VE SAVUNUCULAR ÜZERİNDEKİ BASKILAR devam etmektedir. 

EKONOMİK VE SOSYAL HAKLAR da özelikle KHK ile yaratılan ihraç nedeniyle insanlar mağdur edilmiş bulunulmaktadır. Yargılamalar sağlıklı yapılmamakta adete insanlara olmayan şeyi ispat edin denilmektedir.

insan eliyle gerçekleştiği için önlenebilir olan Türkiye ve dünyadaki bu kötücül sürecin son bulması ve barışçıl, demokratik, insan haklarına dayalı bir ortak yaşam idealini geliştirmek için çok daha fazla çaba göstereceğimizi geçmişimizin geleceğimiz olduğunu belirtmek isteriz" dedi.

 

 

#ihd adıyaman#adıyaman#av bülent temel #insan hakları günü