MÜKEMMEL DEĞİLİZ


 Nimet MUTLU    19-02-2017    Bu İçerik 967 kez görüntülendi.


Çocuklar  küçücük dünyalarında  kocaman hayalleriyle büyürler...

Düşünce ağlar, kızınca bağırır, sevinince güler herkes gibi... Özellikle  birlikte büyüdüğü ebeveynleri gibi. Bunlar insanoğlunda olması gereken tepkilerdir. Canı yandığında ağlamak; sevindiğinde gülmek; öfkelendiğinde bağırmak; sevdiğine sarılmak... Tüm bunları insanlar farklı şekillerde gösterebilir. Kimi sevdiğini belli eder, kimi içten seviyorum der. Peki nedir sevdiğini göstermenin yolları?

Sarılmak, öpmek, şefkat göstermek, başını okşamak, güzel sözlerle değerli hissettirmek, saygı göstermek, yardımcı olmak en önemlisi olduğu gibi kabul etmek. Tüm bunları yaparak insanları gerçekten mutlu edebiliriz. Özellikle küçücük dünyalarında kocaman hayallerle büyüyen çocuklarımıza...

Çocuklar tepkilerini ailelerinden öğrenir. Sevmeyi hissettirmeyi de, öfkelenince bağırmayı da, saldırganlığı da...

Aile içinde şiddetle büyüyen birçok çocuğumuz var. Dersini çalışmadığı için, odasını toplamadığı için, arkadaşıyla tartıştığı için ya da daha basit sebeplerle. Çocuğun mükemmel olmasının istenmesinden daha doğrusu kendi istediğimiz tarzda olmasını istediğimiz için. Kendini mükemmel görüp çocuğunun da mükemmel olmasını istemesinden kaynaklı sebeplerle.  Ailenin bakış açısına göre mükemmel çocuk her alanda başarılı olan, kendi haklarını savunmayan, sessiz çocuktur. Anne otur deyince oturan, baba kalk deyince kalkan kumandalı bir robot misalidir.

' Armut dibine düşer' ya da ''Üzüm üzüme baka baka kararır ''sözleri boşuna söylenmemiştir. Bizler çocuklarımızda neyi görmek istiyorsak öyle davranmalıyız. Temeli sağlam bir ev misali ruhsal gelişimin en önemli 0-6 yaş döneminde temeli sağlam çocuklar yetiştirmeliyiz. Öfke kontrolsüzlüğü günümüzde en sık karşılaştığımız problemlerin başında geliyor. Öfkesini kontrol edemeyen anne- babalar bir şekilde çocuklarına zarar vermenin yanında sorun çözme yöntemi olarak bağırmayı, vurmayı,zarar vermeyi öğretiyor. Öfke kontrolü konusunda çekinmeden profesyonel yardım alabileceğimizi unutmayalım.

Çocuklara kendilerini kötü hissedecekleri durumu yaşatarak, mutlu ve başarılı olmalarını sağlayamayız; koşulsuz güven ve sevgiyle doğru davranışı ve başarılı olmayı öğretebiliriz. En değerli varlıklarımızın geleceğe güçlü ve güvenilir adımlar atmasında en büyük etkenin aileler olduğunu unutmayalım ve tüm sevgimizle  o küçük dünyalarını kocaman bir gül bahçesine dönüştürelim. Sağlıklı, güçlü, mutlu, huzurlu çocuklarımızın olması dileğiyle, sevgiyle kalın..