Reklamlardaki Sahte Mesaj..


 R. Ferhat Vural     23-06-2019    Bu İçerik 2095 kez görüntülendi.


Bir gün içerisinde ne kadar reklama maruz kaldığınızı hiç düşündünüz mü? Evinizde, iş yerinizde, otobüste, sokakta,metroda ve daha birçok yerde. Eğer reklamların sizi etkilemediğini, davranışlarınızı veya düşüncelerinizi değiştirmediğine inanıyorsanız yanılıyorsunuz.

Çünkü;Bilinçli olarak algılayamadığımız hâlde gördüklerimizin pek çoğu bilinçaltımız tarafından algılanır.

Reklamlardaki temel amaç sistemle uyumlu, daha çok tüketen, sorgulamayan ve daha çok bencil olan bireyler ortaya çıkarmaktır.

 Reklamlardaki söylemler daha çok kadın ve erkek bedenine yöneliktir. Kadın bedenini bir nesne olarak, erkekleri de daha çok izleyici konumuna alan bu reklamlar, zamanla erkek bedenini de bakılan bir pozisyona indirgemiştir.

Toplumsal cinsiyet rollerinin yansımasını reklamlarda da bizzat görmekteyiz. Kadını zayıf, kırılgan ve daha çok arzulanan olarak gösteren bu reklamlar, çoğu zaman bir çikolata reklamında ya da araba reklamında kadını nesne konumuna indirgeyerek; aslında izleyiciye eğer bu arabayı alırsa bütün kadınların gözünün onda olacağı izlenimini de vermektedir.

X romanının X karakterinin yerini, artık Y dizisinin Y karakteri almaktadır. Edebiyatta nakış inceliği ile işlenen, bizim muhayyilemizle zenginleşen, derinlemesine karakterler ve tahlillerin yerini, sözde “moda” giysileri ile süslenmiş, muhayyilemize ihtiyaç olmayan, gözle görülür karakterler ve rol modeller almaktadır.

Bu kadar aşırı görselleşen dünyada, “güzellik” maalesef zayıf olmak ve “zayıf” kalmak ile özdeşleşir hâle gelmiştir. Nüfusunun büyük bir oranı “obez” olan Amerika’da beyaz camda, dizi ya da sinema karakterlerinin neredeyse tamamı “zayıf” ve sağlıklı görünümlüdür. Yani “toplumu” yansıtmak bir yana, aksine onu tasarlamak esas amaçtır.

Sonuç olarak,“Her milletin bir şahsiyeti vardır. Bu şahsiyet, zamana ve zemine göre değişir ve gelişir; yani durağan bir yapıda olmayıp gelişmeye açıktır. Kimlikteki bu gelişme, kendi kültür kaynaklarından beslendiği ölçüde sağlıklıdır ve içtimaî hayatta sorunlar asgarî düzeydedir. Ancak, “öteki”ni taklit etme ve benimseme şeklindeki bir gelişme, daha doğrusu değişme ise, “kimlik”in yozlaşmasına, bozulmasına ve aslından uzaklaşmasına sebep olur.”

Not:Bu makalede kısmen İ.Ü Eğitim fakültesi Prof. Dr. Köksal Alver'in  Edebiyat, Sanat ve Toplum adlı ders notlarından faydalanılmıştır.