Ak Parti neden kaybetti?


 R. Ferhat VURAL    30-06-2019  


Bir önceki yazımızda Ak Partinin yükseliş sebeplerini yazmıştık,bugün ise tabir-i caizse günahlarını hatalarını yazacağız. Yazacağız ki "tarih tekerrür etmesin"

Lafı hiç eğip bükmeden söyleyelim, Ak Partinin düşüşe geçmesinin en önemli sebebi kendilerini iktidara taşıyan ve şikayetçi oldukları (yolsuzluk,rüşvet,adam kayırma,ötekileştirme vb) sorunları, iktidara gelince unutup aynı hataları kendilerinin yapmaları.

Şöyle ki;Her iktidar kendi burjuvasını yaratır, Ak Partide bunu yapmaya çalıştı."Dünün mücahitleri,bugünün müteahhitleri" oldular.(bu kavram bana ait değil kendilerinin) Ak Parti iktidara gelir gelmez işe meclis lojmanlarını özelleştirmeyle başladı.Dediler ki "milletin vekili milletin içinde olmalı villalarda oturmamalı" bunu söyleyenler 10 yıl sonra saraylar villalar inşa edip oturdular.Bakan,vekil, belediye başkanları bir çok kimsenin adı yolsuzluğa rüşvette bulaştığı halde, (parti içindeki temiz çalışkan,harama bulaşmayan şımarmayanları tenzih ederim) duymamazlıktan gelindi.Adeta "halka biz duymadık sizde duymayın" denildi.Bazıları Dava dediler,Filistin dediler,sisi, Mursi dediler her türlü kepazeliği yaptılar.Hayatında bisiklete binmeyen bazı vekil ve başkanlar, Mercedeslere binip koruma ordularıyla -kimden korunuyorlarsa-milletin gözünün içine baka baka "hani benden bişey olmaz demiştiniz,bakın vekil oldum,bakan oldum,en lüks arabaya biniyorum" dercesine kibirlerinden burnunun önünü göremediler.Meşhur sloganları"size tepeden bakan biri değil,sizden biri" sloganların yerine,il ilçe başkanlarının bile havasından cıvasından geçilmez oldu.Adeta bir güç zehirlenmesi yaşadılar.Kimileri de malı götürmek için Ak partiyi çağrıştıran şirketler kurup özelleştirme furyasından nasiplerini aldılar(Adıyaman'daki AKEDAŞ,AKMERCANGAZ gibi)

Medyadaki tekelden şikayetçi olanlar kendi medyalarını yaratmaya çalıştılar.(star,Yeni şafak,akit,Sabah,takvim,akşam,gazeteleri. A Haber,a tv,net tv,show,24 tv a tv vb.TRT yi zaten belirtmeme gerek yok.)Bazı köşe yazarlarının hakaretinden şikayet edenler,akit gazetesinin küfürlerine sesini çıkarmadılar.Ufak bir eleştiriyi hakaret olarak algıladılar.Yalakalık yapmayan Gazeteciler yazamaz oldular,çoğu gazeteci işini kaybetti,Bunun en masum örneği de Yeni şafakta çalışan Hemşerim ve İletişim Fakültesinden okul arkadaşım Ali AKEL,roboski katliamında masumane bir eleştiriden dolayı ikinci gün kendini kapı önünde buldu.Bu gazete ve TV'lere nerede bir yalaka taklacı her devrin tipi varsa onlarla doldurdular.Onlarında canına minnet parayı ver,her türlü soytarılığı izlemeye devam et.Bu tipler sadece yazı yazmakla kalmadı her biri,bir TV'den diğerine yorum ve söyleşileriyle sahibine ne kadar sadık olduklarını ispata çalıştılar "padişahım çok yaşa"asayiş berkemal"Düne kadar çıkarı bozuldu diye AK Partiye ve Tayyip Erdoğan'a ağza alınmayacak hakaretleri edenler vekil veya başkan yapılınca ya da önlerine kemik kırıntısı atılınca utanmadan Tayyip Erdoğan'a ilahlık kisvesi giydirmeye çalıştılar.

TSK içinde her zaman siyasi yapıya müdahale eden bir darbeci damar vardı. Ergenekon-Balyoz gibi davalarla bu bağırsaklar temizlenir sevinci yaşamışken,suçlu,suçsuz,masum zalim hepsi bir torbaya konuldu.çoğu insan sebepsiz yere yıllarca cezaevinde yattı.Ondan sonra bir emirle "Silivri doldur,Silivri boşalt" talimatıyla boşaldı."ordumuza kumpas kuruldu" denildi.

Ak Parti iktidara gelir gelmez bugün şikayet ettiği paralel yapıyla (cemaat-fetullah gülen)

kol kolalardı. Gerek merkezi hükümet, gerekse belediyelerde tüm kapılar sonuna kadar açıldı bu camiaya.Sosyal tesislerden belediyeye ait binalara kadar göstermelik rakamlarla kiraya verildi.Herhangi bir kuruma bir ibrikçibaşı bile alınacağı zaman mutlaka cemaatten referans almak gerekiyordu.Gelinen nokta"haşhaşiler,hasan sabahlar,darbeciler,çakma mehdi fetu,ilkokul mezunu şarlatan,inlerine gireceğiz,biz safmışız” vs.vs

Barış sürecide adeta mehter takımı gibi, bir adım illeri iki adım geri politikaları izlendi. İmranlı'da Abdullah Öcalan'la müzakere yürütülür,Ankara'da teröristbaşı diye bağırılır.Gün olur Kürt sorunu var ,başka gün,terör sorunu var. Doğu güneydoğu bölgelerinden vekil listeleri hazırlanırken-bir kaçı hariç- toplumda karşılığı olan adaylar değil de kimliğini inkar eden,bölge sorunlarına duyarsız insanlar tecih edildi.Adeta "ben bir odunda koysam seçeceksin “denildi.Temayül,halkın nabzı,STK’ların görüşü bunların hepsi formalite,listeler Ankara'dan hazırlanıp onaya bizlere sunuldu,"hadi onaylayın" diye...

Komşu ülkelerle ilişkiler başta söylenilenin tam tersi istikamette gelişti...Öyle bir noktaya gelindi ki kapıyı çalacağımız ne bir komşu ülke, ne de dost ülke kaldı...

Sonuç olarak;İnsanlar küstürüldü,kendileri gibi konuşmayan düşünmeyen neredeyse hain ilan edildi.İsrafa,harama kılıflar bulunmaya çalışıldı,Karşılıksız menfaatsiz bu davaya gönül vermiş on binlerce insana geri zekalı muamelesi yapıldı,adeta kafesteki keklik gözüyle bakıldı.Beyinlerde gönüllerde duvarlar inşa edildi.Ve tüm bunlara tetikçileri vasıtasıyla katlanın denildi,adeta zekamızla alay edildi.Ama sabrında bir sınırı var değil mi? Bu millet herkesi affeder,ancak kul hakkı yiyenleri ve kibirlileri asla,ama bugün ama yarın.milletin ferasetiyle alay edilmez...İnanmayan Mesut yılmaz,Tansu Çiller, ANAP,DSP vd partilere baksın... Yine uzun oldu,tekrar özür,selam ve saygılar.

NOT:Bu yazıyı 11 Haziran 2015 tarihinde sosyal medya hesaplarımda paylaştığım yazıdır.Demek ki tarih tekerrür ediyormuş!