Bakanlar Vekiller ve Şakşakçılar..


 R. Ferhat Vural     29.09.2019 11:52:33    Bu İçerik 306 kez görüntülendi.


Adıyaman’a ne zaman bir bakan gelse etrafını ilk önce şakşakçılar sarar.

Bu şakşakçılardan ne soru sorabilirsiniz ne de doğru dürüst habercilik .

Bakanla Selfie çekmek isteyeni mi dersiniz ,adam daha konuşmasına başlamadan tezahüratta bulunanı mı, Allah eksikliğini versin ne ararsanız fazlasıyla vardır.

Hele vekil ve başkanların medya danışmanı olduğunu söyleyen bazı zatların kaba davranışları da  adeta tüy diken cinsten,neymiş hemen resim çekip sosyal medyada paylaşması gerekiyormuş,bilmeyende millet işini gücünü bırakmış beyefendilerin paylaşacağı resimleri dört gözle bekliyor sanacak.

Geçen hafta  cuma günü Milli Eğitim Bakanı sayın Ziya Selçuk ilimizi ziyaret etti.Aynı manzara burada da tekerrür etti..

Sayın bakanın geleceği belli olduktan sonra kendisine sormak için bir kaç soru hazırladım.Ne yazık ki sorma fırsatım olmadı.Her bakanın ziyaretinde olduğu gibi  sayın bakanın programında da danışmanı mı fotoğrafçısı mı çözemediğimiz şahsın “haydi arkadaşlar görüntü aldıysanız boşaltın” burayı demesi yok mu insanı çileden çıkarmaya yeter de artar bile.

Yahu bizi sadece görüntü almak İçin mi davet ediyorsunuz? Bir gazeteci kendi şehri ile ilgili bakana soru sormayacak mı? dediğimizde “hayır sayın bakan soru almayacak “ cevabıyla karşılaşıyorsunuz.. Ümidimi yitirmedim,Türkiye Petrolleri programında sorarım dedim fırsat vermediler,belediyede sorarım dedim müsaade etmediler,Ak parti il binasında zaten soramazdım.

Sayın Bakanın etrafını saran zümreye dikkat ettim her zaman ki gibi özene bezene seçilmiş  aynı kişiler.Bazı muhtarlar,koltuk sevdalısı kerameti kendinden menkul bazı STK Başkanları, birde vekil ve başkanların yakınları.Bu muhteremler herne kadar normal zamanlarda kibirli ve asık suratlı olsalarda bu gibi günlerde yüzlerinde  tebessümü eksik etmezler bakanı memnun etmek için tüm hünerlerini sergilerler..

Eğer fırsat verilseydi sayın bakana şunları soracaktım.

1-Ak partinin en büyük misyonu “Asım’ın nesli”ni  yetiştirmekti. Bir elinde tablet diğer elinde kitap  bilgili ahlaklı mazisine bağlı bir nesil.

18 yıl sonra gördüğümüz nesil ise bilgiden, kitaptan hatta ahlaktan yoksun bir nesil. Bu çelişkiyi nasıl izah edeceksiniz diye sorardım, tabi birde deizmin en çok imam hatipler arasında yayılmasını,ama sordurmadılar..

2-Tüik geçen yıl Türkiye’nin okuma haritasının sonuçlarını yayınladı.Türk toplumu 6 saatini tv başında 3 saatini internet ve sadece 1 dakikasını okumaya ayıyor.Böyle bir toplumda eğitim kalkınmasını nasıl gerçekleştireceksiniz diye soracaktım soramadım.

3-Adıyaman da eğitimin içler acısı halini,verdiğiniz ders kitapları yeterli ise neden bazı hocalar öğrencilere ek kaynak kitap almayı zorunlu kılıyor diye soracaktım soramadım.

4-Eğitim için hiç Bir proje üretmeyen, kendi maaşlarına geldi mi yaygara koparan,iktidara yakınlığının verdiği şımarıklıkla milli eğitim üzerinde mahalle baskısı kuran bir takım sendika ağalarını soracaktım soramadım.

5-Sürekli liyakat ve ehliyetten konuşan bir iktidarın,vekilliği sona erince belediye başkanı,o da sona erince danışman,danışmanlıktan sonra dış görev veya bankaların yönetim kurullarında ballı maaşla ile başlamalarını ve bu ülkede Ak partililerin dışında  bir Allah’ın kulu liyakat ve ehliyet sahibi yok mu diye soracaktım soramadım..

Ve daha çok şeyi soracaktım ama soramadım içime dert oldu.

Bu ziyaretlerden ve gördüğüm  manzara-yı umumiyeden şu dersi çıkardım.Şayet bu vekil ve bakanlara yapılan muamele,gösterilen ilgi dizilen methiyeler bana yapılmış olsa idi çoktan kendimi “Mehdi” ilan ederdim…!

Kalın sağlıcakla