İslamcılar, Nereden Nereye..


 R. Ferhat Vural     24.11.2019 10:23:47    Bu İçerik 799 kez görüntülendi.


İktidardan nemalanan şu İslamcı camianın içine düştüğü maskaralığı  görünce insanın içi acıyor,yahu bir kitle bu kadar mı değişir?

Hiç unutmam,İstanbul Üniversitesinden çıkmış iki arkadaşla birlikte  evimize dönüyorduk.Fatih’e doğru yürüyorduk,Şehzadebaşı parkının orada önümüzde yürüyen bir erkek kız arkadaşıyla el ele yürüyordu.Cüppeli şalvarlı  iki kişi yanlarından geçerek o çifte bizimde duyacağımız bir şekilde “edepli olun,edepli olun “  diyerek tepki göstermişti.Onların ele ele yürümesinden rahatsız olmuşlardı.Bende o şahıslara hemen müdahale edip bu gençler edepsizce bişey yapmıyor neden taciz ediyorsunuz dediğimde “el ele tutuşmaları günahtır “ demişlerdi.Neyse uzatmadan aramızda kısa bir münakaşa da olmuştu..Yanımdaki arkadaş da bana “ ya Ferhat abi, baksana okulda başörtüler için mücadele ediyoruz dışarıda başı açıklar için,acaba bizde mi bir gariplik var yoksa bunlarda mı?” demişti.Çünkü üniversitede sadece başörtülüler için değil,o zaman belediye başkanlığını kazanan Refah Partililer ve bunu içine bir türlü sindirmeyen laik kesimle de mücadele ediyorduk.Milli iradeye saygılı olun diyorduk.Meğer herkesin milli irade anlayışı kendileri için geçerliymiş, nerden bilelim.

O gün,samimiyet vardı,vefa vardı,çıkarsız menfaatsiz bir inanç,bir azim bir ruh vardı.Yurt dışında işçi olarak çalıştığı halde,iznini seçim dönemine denk getiren,aracıyla gelip seçim çalışmalarına destek veren, seçim bittikten sonra da tekrar gavur ellerine giden muhlis insanlar vardı.  Bugün ise nerden geldikleri belli olmayan, dar takım elbiseli,sakallı,parmağında Osmanlı  tuğralı gümüş yüzük bulunan,dinin D harfinden anlamayan,dini sadece Cuma mesajlarına indirgeyen,her haltı yemeği kendilerine helal gören  yeni yetme ihale takipçileri,bankamatik memurları türedi.. 

Bu kesiminden 40 yıl öncesinden tanıdığım insanlar var.Duruşlarında zerre kadar sapma görülmeyenler-ki bunların sayısı çok azdır-olduğu gibi,mevki makamı görünce şirazeden çıkan,kirada oturdukları halde bugün villalarda oturanlar,şoförlüğü bilmedikleri halde bugün hem kendi, hemde eş ve çocuklarının altında  300.400 bin liralık arabalara sahip olanlar da.Ve tabiî ki bu değişimin getirdiği böbürlenme,kibir ve  kendilerinin dışında herkesi küçümsemeleri de cabası!

Bunları neden yazdım.Sosyal medyayı takip edenler mutlaka biliyorlardır.iki haftadan beri muhafazakar zenginlerin dansözlü, lüks ve şatafatlı kutlamalarına şahit olduk,aslında maskaralıklarına, sonradan görmelerine şahit olduk desek daha yerinde olur.

Tabi bu yozlaşma,bu çürüme aklı başında her insanı üzdüğü gibi rahatsız da ediyor. İlahiyatçı Prof Dr Şahin Filiz’in aşağıdaki tespitlerine katılmamak mümkün değil.

  “Dinler temelde bir ahlakilik hareketi ve erdem mücadelesidir. Yaygın deyimle ahlak, dinlerin özü, asıl doğasıdır. Siyasallaşan bütün dinler bu özünü yitirir; insanilikten uzaklaşır ve mekanik bir siyasal manevraya dönüşür. İslam ahlaki özünü, Emevilerin siyasi hırsı ve insanlaşma çizgisinin dışına taşan maddeye tapma tutkusuyla aşınmaya başladı. İslamcı sosyete, İslamcılığın, devlet tezini yumuşatarak mevcut siyasal kazanımları elde etmek, elde ettiğini tutmak ve nihayet bu kazanımları, çoğaltmak amacıyla yeni muhafazakarlık formuna girmektedir. Yeni muhafazakarlık, radikal İslamcılığın yumuşak gücü; İslamcı sosyete ise bu yumuşak gücün, dünyeviliğe egemen oluşunu simgeleyen din-dışı çılgınlığıdır.

Siyasallaşan İslam, bu yüzden ahlaksal özünü ve anlamını yitirme noktasına geldi. “İslam’ı yaşayan birey ya da toplumlar” yerine, gösteri bireyi ve gösteri toplumu geçmiştir. Bu bir çürümedir. Din ve ahlak, bir toplumun vazgeçilmez değerleri olarak görülür. Bu değerler gösterilerle çürütüldüğü zaman, toplumların hızla çöküşe geçmesi kaçınılmazdır..”

Bir insanın özünü anlamak isterseniz, eline geniş kudret veriniz.Pittakos

Sağlıcakla kalın