Mücahit Tekin: Şimdi Değişim Zamanı
25 Eylül Pazar günü yapılacak Eğitim Bir- Sen Adıyaman şubesi seçimlerinde adaylığını açıklayan Genç-Memur-Sen eski başkanı Mücahit Tekin, Bütün delegelerin katılımıyla aday tanıtım programında konuştu.

Güncel 11.09.2022 19:28:57 Bu İçerik 849 kez görüntülendi.
Adıyaman Belediyesi konferans salonundaki aday tanıtım toplantısına delegeler ve Eğitim Bir –Sen başkan adayı Mücahit Tekin’in yol arkadaşları katıldı.
Konuşmasına Memur Sen Eğitim Bir Sen’nin kurucusu merhum M.Akif İnan’ın şiiriyle başlayan Tekin şunları dile getirdi.
“Aşk taşan, hasret taşan kollara müştak olanlar, bize gelsinler.
Bize gelsinler, bağırları ile sönmez bir hamle ateşine kucak olanlar, bize gelsinler.
Bize gelsinler, yol alan hakikat kervanına bezenk olanlar; tak olanlar, tak olanlar bize gelsinler…”
“Hayat iman ve cihat”
“Yıl 1992 aylardan Şubat, Şair, Yazar, Fikir adamı Mehmet Akif İnan 15 arkadaşıyla yıllardır ezilen, hor görülen, mağdur edilen kesimlerin hakkını savunmak için, bu alanda “biz de varız” diyerek, büyük bir fedakarlıkla Eğitim Bir-Sen’i kurarak yola revan oldular.
Çünkü hak arama mücadelesi kadim bir gelenekti onlar için, çünkü “Hayat iman ve cihat”tı onlar için. İman ıspat gerektirirdi ve dava erleri bu ıspatı her ne pahasına olursa olsun gösterirlerdi. Varlıklı, imkan ve nüfuz sahibi insanların hakları her dönemde ve şartta teminat altındaydı ancak zayıf, etki ve yetki sahibi olmayan yığınlarca mazlumun hakkını kim savunacaktı. İşte Eğitim Bir-Sen davası bu saiklerle kuruldu ve hak arama mücadelesinin en etkili örnekleri ortaya konarak, nice bedeller ödenerek zirvelere taşındı. Şimdi bize düşen bu dava erlerine yalnızca rahmet okumak mı, bir efsane olarak anlatıp takdir etmek mi yoksa bu kutlu davanın temel ilkelerini yeniden kuşanarak sahaya inmek midir? Bilinçli, inançlı, çağın dinamiklerini ve şartlarını iyi okumuş birilerinin sancağı yeniden ele alarak mücadele zamanı gelmedi mi?
Değerli dostlar
Zor günler geçirdik kim bilir belki de daha zor günler önümüzde duruyordur. İslam coğrafyası olarak zulmün, haksızlıkların, savaşların, felaketlerin etkisinden bir türlü kurtulamıyoruz. Hali pür melalimiz ne yazık ki hiç iç açıcı değil.
Modernizmin dünyayı etkisi altına alan yozlaşma ve küresel yönetim anlayışlarının insanı robotlaştıran ve istatistikten ibaret gören eylemlerini üzüntüyle izlemekteyiz. Daha yaşanılır bir toplum ve daha yaşanılır bir dünya özlemini iliklerimize kadar hissetmekteyiz. Kendi kadim değerlerimizin ürettiği toplum anlayışının hakim kılınamadığı, insanlık için kendi inancımızın ortaya koyduğu ilkelerin uygulanamadığı süreçlerin yetersizliğini sonuna kadar hissetmekteyiz.
Sendikal mücadelemizi “ hayırda yarışmak” düsturu ile yapma gayretinde olacağız. Bütün üyelerini kucaklayan hizmette yarışı esas alan, hak edenin hakkını kendi bilgi beceri ve liyakati ile alacağı şeffaf bir anlayış oluşturma gayretinde olacağız
Hak arama noktasında mücadeleci, kararlı, yapıcı ve yol gösterici bir anlayışla hareket edeceğiz. Bunu yaparken kırmadan dökmeden, yalana dolana bulaşmadan hakkı esas alan toplumun değerlerini gözeten bir anlayışı esas alacağız
Üye ve çalışanlarımızın sorunlarının çözülmesi ve taleplerinin yerine getirilmesi hususunda azami gayret göstereceğimizden kimsenin şüphesi olmasın.
Yola çıktığımız ilk günden bu yana menfaat devşirme peşinde olan, kendi bireysel ikbalini gerçekleştirmeye çalışan, atama, yer değiştirme ve bir takım ihtiyaçlarını giderme niyetinde olan insanların bu yürüyüşte yerinin olmadığını ısrarla vurguladık. Elhamdülillah bunu da başardığımızı düşünüyorum. Güzel bir ekip olduk, sahada kendimizi en temiz ve samimi duygularla ifade etmeye çalıştık. Rabbim niyetlerimizi çok iyi biliyor, istikbalimiz niyetlerimiz gibi olsun inşallah.
Hakkımızda çokça şeyler söylenebilir, algılar oluşturulmaya, manipülasyonlar yapılmaya çalışılabilir. Biz hepsini sineye çekmeye hazırız. Çünkü seçimler gelip geçicidir geriye neler ortaya koyduğunuz, neler söylediğiniz, nasıl bir yol izlediğiniz kalacaktır. Biz tertemiz bir geçmiş, tertemiz bir seçim süreci yaşamak ve yaşatmak istiyoruz. Bizden yana kırılacak, darılacak bir tane bile arkadaşımızın, dostumuzun olmaması için elimizden gelen bütün gayreti ortaya koymak zorundayız, bize yakışan budur.
‘Yenilenmeyen yenilmeye mahkumdur’
Gerek bireysel, gerek toplumsal, gerekse de kurumsal oluşumlarda her zaman bir yenilenme ihtiyacı vardır. Yenileme, yenilenme herşeyin doğasında var. Değişmeyen dönüşmeyen hiçbir şey yok aslında. Ancak sizin değişimin yönünü nasıl belirlediğiniz önemlidir. Değişim olumlu da olabilir, olumsuz da. Bu kısmı tamamen sizin özgür iradenize kalmıştır. Kendini yenilemeyen, geliştirmeyen, yeni neler yapabilirim diye sorgulamayan kişi, kurum ve kuruluşların üretim sağlamaları mümkün değildir. Su bile durduğu yerde kokmaya başlar. Sorgulamayan, eksiklerini tespit etmeyen, var olanın üzerine yeni şeyler koymayan anlayışlar yok almaya mahkumdur.
Kurumlar da canlı organizmalara benzetilebilir. Onların da tutumları, davranışları ve bakış açıları vardır. Bu tutum ve davranışlar zaman ve şartlara göre değişebilir. Kurucu ilkelerinden uzaklaşan yapılar zaman içerisinde farklı kimliklere bürünmeye başlarlar. Bu günlerde bu durumun maalesef zirvesini yaşamaktayız. Eğitim çalışanlarının sorunlarını gidermek amacıyla ortaya çıkmış kurumumuzun giderek bu sorunlara kulak tıkadığına, sorunlara çözüm arayışında maalesef yeterli derecede özen göstermediğine şahitlik ediyoruz. Günü kurtarmaya çalışan bir politikayla, sorunları twitter, facebook gibi mecralarda ifade etmekle mücadele ettiğini zanneden anlayışların sorunlara çözüm üretmesi mümkün değildir.
Öğretmenlerin özlük haklarıyla ilgili nasıl bir gündem oluşturup kazanım elde ettiniz diye sorulduğunda bunu genel merkeze havale eden , yereldeki sorunlara da yeterli ihtimam göstermeyen yaklaşımları kesinlikle doğru bulmuyoruz.
Değerli dostlar…
Bir kurumun gelir ve imkânları o kurumun bütün üyelerine eşit bir şekilde dağıtılmalıdır. Açılış, yemek daveti, hayırlı olsun ziyaretlerine sıkıştırılmış, atama ve yer değiştirme işine odaklanmış bir sendikal anlayış bizim anlayışımız olamaz.
Öğretmenlerin uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik sınavı kaldırılsın çığlıklarına kulak tıkayan anlayışlar bizim anlayışımız olamaz.
Türkiye de ekonomik tablolar değişti. Promosyonlarımız komik rakamlara dönüştü diyen memurumuzun sesini duymayan anlayış bizim anlayışımız olamaz.
3600 ek göstergeye tabi tutulmayan şef ve personellerin eleştirilerine destek çıkamayan anlayış bizim anlayışımız olamaz.
Eğitim öğretim ödeneği konusunda yeterli tepkiyi ortaya koymayan yaklaşım bizim yaklaşımımız olamaz.
İşte bu yüzden “Değişim Zamanı” diyoruz çünkü biliyoruz ki “Daha iyi olmaya çalışmayan, iyi olarak da kalamaz. ” “(Oliver Cromwell) bu yüzden her daim daha iyinin, daha güzelin gerçekleşmesi çabası ile Şimdi sahaya inme vaktidir, kendimizi, yapmak istediklerimizi bir bir anlatma vaktidir, arı, duru, şeffaf bir biçimde çalışma, gayret etme vaktidir” İfadelerini kullandı. ŞEHİRDE BU HAFTA

































