Cunta rejimin karanlık yüzü Diyarbakır Cezaevi, kültür ve sanat adası oluyor
12 Eylül 1980 askeri darbe döneminde yaşanan insan hakları ihlalleri ve ağır dramlarla hafızalara kazınan eski Diyarbakır Cezaevi, kapılarını bu kez demokrasi, tarih ve kültür için açmaya hazırlanıyor. Dönem tanıkları, akademisyenler ve sivil toplum kuruluşlarının katkılarıyla yürütülen restorasyon çalışmalarında son aşamaya gelindi. 47 dönümlük alanda yükselen dev kompleks, 2027 yılının ilk yarısında "Hafıza Müzesi ve Kültür Merkezi" olarak hizmete girecek.

Güneydoğu Anadolu Bölgesi 23.07.2026 11:13:51
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Diyarbakır Anı Müzesi ve Kültür Merkezi'nde incelemelerde bulundu. Demokrasiye açılan adeta bir hafıza kapısı olan eski Diyarbakır Cezaevi'nin hafıza müzesi ve kültürel merkez olarak yeniden hayat bulacağını belirten Ersoy, yapının hem cunta dönemlerinin demokrasiye ve insan haklarına verdiği zararları gelecek nesillere aktaracağını hem de şehrin ihtiyaçlarına cevap veren 24 saat yaşayan çok amaçlı bir kültür merkezi olarak hizmet vereceğini söyledi.
Demokrasinin önemini gelecek nesillere aktaracak bir nokta oluşturuluyor
Bakan Ersoy, yaptığı değerlendirmede, projenin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Temmuz 2021'de Diyarbakır ziyareti sırasında, yapının hafıza müzesi ve kültürel merkeze dönüştürülmesi yönündeki açıklamasıyla başladığını belirtti.
80 darbesi sonrasında cunta yönetiminin demokrasiyi askıya almasının toplum üzerindeki olumsuz etkilerinin yeni nesillere aktarılmasının önemine dikkat çeken Ersoy, bu yapının demokrasinin ülkeleri ve toplumları nasıl geliştirdiğini anlatacak tarihî bir merkez olarak kurgulandığını söyledi.
Ersoy, "İnsan haklarının askıya alındığı, demokrasinin olmadığı cunta dönemlerinin- sadece bizim ülkemiz için geçerli değil birçok ülkede bu oldu- olumsuzluklarının da anlatılacağı, vatandaşın eğitilebileceği bir nokta olarak hayata geçirilmesi kararı alınıyor" ifadelerini kullandı.
Mülkiyet devrinden restorasyona tüm süreç adım adım tamamlandı
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamasının ardından Adalet Bakanlığının hükümlülerin diğer infaz kurumlarına nakil sürecini tamamladığını anlatan Ersoy, Ekim 2022'de düzenlenen törenle yapının kapısına sembolik olarak kilit vurulduğunu ve mülkiyetin Adalet Bakanlığından Kültür ve Turizm Bakanlığına devredildiğini hatırlattı.
Bakanlık olarak 2022 yılı sonunda alanı birinci derece tescilli korunacak yapı ilan ettiklerini belirten Ersoy, kurul tarafından hazırlanan restorasyon ve rölöve projelerinin onaylanmasının ardından 2024'te inşaat çalışmalarına başlandığını ifade etti.
Ersoy, 2025 yılında korunacak yapıların güçlendirme çalışmalarının tamamlandığını kaydederek sonradan yapılan eklentilerin kaldırıldığını, çatı, elektrik ve mekanik düzenlemelerinin tamamlandığını, artık son aşamada teşhir ve tanzim çalışmalarına geçildiğini söyledi.
Dönem tanıkları ve akademisyenlerle hazırlandı
Anı Müzesi'nin konseptinin oluşturulması sürecinde geniş kapsamlı bir danışma kurulu oluşturulduğunu ifade eden Ersoy, kurulun dönem tanıkları, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, tarihçiler, akademisyenler ve arşivlerden yararlanarak çalıştığını söyledi.
Ayrıca, o dönemde cezaevinde bulunmuş kadın ve erkek mahkûmlarla düzenli saha toplantıları gerçekleştirildiğini belirten Ersoy, elde edilen tespitlerle projeye son şeklinin verildiğini dile getirdi. İHA







































