ADIYAMANIN RENKLİ SİMASI NOHUTÇU BEKİR AÇIL;
"Benim canım Adıyaman’ım, gülüm Adıyaman’ım.Ümitliyim,sonun çok güzel olacak.."
17 2015-12-14 Bu İçerik 1667 kez görüntülendi.
ADIYAMANIN RENKLİ SİMASI NOHUTÇU BEKİR AÇIL;
"Benim canım Adıyaman’ım, gülüm Adıyaman’ım.Ümitliyim,sonun çok güzel olacak.."
Röportajın tamamı 7.sayfada.
Adıyaman’ın en naif, en sempatik, en gönlü bol, en gönlü hoş ve en nezaketli insanlarından birisi olan eskinin foto Bekir’i, şimdinin boyam şerbetçisi, nohutçusu Bekir açıl ile yaptığımız “sıra dışı” röportaj’da okuduklarınıza inanamayacaksınız. Bekir açıl, bunları nasıl söyledi? Belediye başkanlarına ne tavsiyelerde bulundu, çevre illerden neden geri kaldık? Yıllar Adıyaman’a ne kattı-ne kaybettirdi? İşte tayfun güzel’in Bekir açıl ile yaptığı sıra dışı röportaj’ın ayrıntıları…
Soru: Bekir açıl kimdir? Ne iş yapar nelerle uğraşır…
Cevap: Adım Bekir Açıl. Adıyamanlıyım. 1982’den 2002’ye kadar fotoğrafçılık yaptım. Tam 20 sene. Adıyaman’da ilk renkli stüdyo baskıyı ben yaptım. İlk renkli resmi ben çektim. Düğün, nişan, sünnet ve özel günlerde resim ve kamera çektim. Hey gidi günler hey…
Soru: Bekir abi, sana Adıyaman’ı anlat desem kaç cümleyle anlatırsın?
Cevap: Eski Adıyaman, 60’lar 70’ler güzel yıllardı. İnsanlarda samimiyet vardı, doğallık vardı. Yani insanlar birbirlerini samimiyetle içtenlikle severlerdi. Şimdiki insanlar hep yapmacık. Gülümsemeleri bile içten değil, ondan sonra eskiden dayanışma vardı. Bir sokak olsun, bir mahalle olsun, komşular birbiriyle akraba gibiydi, fark yoktu yani. Bir sokağa girdiğimiz zaman o sokaktaki bütün komşuların evleri sanki kendi evimiz gibiydi. Bizimki de onların ki de farkımız yoktu. Birimizin evi hepimizin evi gibiydi. Bulvar’ın üst tarafı komple bağ-bahçeydi. Eskiden tek hükümet konağı vardı, YSE’den tut taaa Eğirçayına kadar hep bağ-bahçeydi. O zaman şehir yapılanması dağ tarafına taşınsaydı daha güzel olurdu. Buralar hep ova olarak kalırdı. Ne kadar güzel olurdu. Verimli toprakları hep imara kullandılar, mesken yaptılar. Yanlış…
Soru: Peki bunun suçlusu kim?
Cevap: İş bilen belediye başkanları olsa bunlar olmazdı. Ben şunu da söyleyeyim. Adıyaman’da Belediye başkanı seçildiğinde esasında mimar olması lazım. Şehrin yapılanması, sokakların caddelerin düzenlenmesi konusunda daha güzel bir yapılanma olur. Daha güzel bir şehirleşme olur. Bakıyorsun ya öğretmen oluyor, ya doktor oluyor tamam da o ne anlasın belediye başkanlığından! O hastadan anlar. Öyle değil mi?
Soru: Peki şimdiye kadar tanıdığın gördüğün belediye başkanları arasında şehirleşme anlamında, kentleşme anlamında şu başkan daha iyiydi diyebileceğin bir isim var mı?
Cevap: Allah selamet versin Mustafa Kocatürk var. Eski belediye başkanımız. Hatırlamıyorum kaç seçimleriydi ama güzel bir belediye başkanıydı. Yaşıyorsa Allah selamet versin, öldüyse Allah rahmet eylesin güzel hizmetleri oldu. O zaman bütçemiz dardı, belediyenin geliri yok hiçbir taraftan. Yani gider Ankara’dan para kopartmadan gelmezdi. Yani öyle dişli bir belediye başkanıydı. Adıyaman’da çoğu kişiye yardımcı oldu.
Soru: Peki sizce şu an Adıyaman hak ettiği yerde mi?
Cevap: Hayır! Hak ettiği yerde değil. Valla olumlu düşünülürse neler yapılmaz ki. En başta şu memleketin otoparka ihtiyacı var. Otopark çok önemli. Bütün caddelerimiz, sokaklarımız iki taraflı park etmişler geçecek yer yoktur. Kulakları çınlasın kırmızı başkan (dönemin belediye başkanı Abdulkadir kırmızı’dan bahsediyor) o dönemde demokrasi parkını yaptığı zaman ben kendisine dedim bak buranın altını otopark yapın. 3 katlı otopark zeminden. Ondan sonra üzerini yine park yapın. Oranın altı otopark olmuş olsaydı Adıyaman’ın bütün araçları oraya sığardı. Hesap et o alanı ne kadar geniş.
Soru: Peki Bekir abi, şehir çarşıya (yani gölbaşı caddesi ile Atatürk caddesi arasına) hapsedilmiş durumda. Bunun sebebi nedir?
Cevap: O eski çarşı sayılır artık. Şehir batıya doğru kayıyor. Bütün illerde bu böyledir. Eski yapılar kentsel dönüşüme giriyor. Evler, Kentsel dönüşümden dolayı müteahhide verilir yeni yapılır daha güzel olur. Zaten başlandı da. Yeni yapılar batı tarafına kayıyor.
Soru: Adıyaman çevre iller arasında sıkıştı kaldı. Adıyaman’ı çevre illerle kıyasladığımız zaman iklim olarak, toprak olarak, insan olarak farkı yok. Peki, bu komşu iller bu kadar ilerde iken Adıyaman neden bir arpa boyu yol alamadı?
Cevap: Valla bunun sebebi nedir? Söyleyeceğim şimdi kızacaklar! Milletvekillerimizden kaynaklanıyor. Yani tuttuğunu kopartamıyor, bir şey alamıyorlar, evet-hayır el kaldır- el indir bu kadar. Ya azıcık biraz yapıcı olun, birazcık bir şeyler yapın şu memlekete. Yazık şu memleketimize. Adıyaman güzel bir vilayet, insanları sıcakkanlı, öyle değil mi? Sevecen, diğer vilayetlerden daha güzeldir Adıyaman vilayeti. Misafirperver, cana yakın daha ne diyeyim ben size!
Soru: Ama buna rağmen hesap sormuyoruz. 1954’den bu yana sürekli iktidarı destekleyen bir kent, fakat hiçbir zaman bunun karşılığını alamamıştır. Niye hakkını hukuk içerisinde, demokrasi içerisinde aramaz bu kent?
Cevap: O da artık kültür meselesinden ileri geliyor biraz. Biraz bizim Adıyaman’ın insanları yumuşak başlıdır. İsteyemez, tuttuğunu koparamaz, kendi halinde insanlardır. Haa, yabancıya karşı çok iyidir. Yumuşak pamuk gibidir. Ama birbirimizin de kuyusunu eşeriz. Bunu da söyleyeyim yani bu güzel bir şey de değil. Ahlakımızı düzeltmemiz lazım. Dedikodu olsun, birbirini çekememezlik olsun, bunları aşmamız lazım insan olarak. En kötü yanımız da bu zaten. Hâlbuki de ne kadar günah işliyoruz yani.
Soru: Peki Bekir abi, Adıyaman nasıl kurtulur, bu sıkıntılar nasıl aşılır?
Cevap: Güzel yöneticilerle kurtulur. Güzel yöneticileri de seçemiyor muyuz? Artık memleketin şansı mı yok! Bilmiyorum. Bir tabir var: neyi tutsak elimizde kalıyor. Öyle değil mi? Ama inşallah iyi olur, iyiye doğru gider. İnsanların elinde de bir şey yok. Demek ki zaman aşımı lazım. Ama ümitliyim, Adıyaman’ın sonu çok güzel olacak. Benim canım Adıyaman’ım, gülüm Adıyaman’ım.
Soru: Bekir abi derin konuları bırakıp hayat görüşlerine gelelim
(Burada Kısa Soru-Cevap Bölümü Başlıyor)
Aşk nedir?
Aşk sevmektir, ona bağlanmaktır. Sevgi demektir işte.
Kin nedir, nefret nedir?
Kin, kötülüktür, istememezliktir.
Mutluluk nedir?
Mutluluk sevinç demektir. Hani güzel olan bir şeye sevinirsin, mutlu olursun onun gibi bir şeydir.
(Burada Yeniden Güncel Konulara Dönüyoruz)
Soru: peki Adıyaman köylerden çok göç aldı. Bunun sonuçları ne oldu?
Cevap: Şimdi köylülerin de suçu yok. Köyde bir şey yok, kasaba da bir şey yok. Yeterli eğitim almadıkları için Onlar şehre geldiği zaman, onların kent yaşamına ayak uydurması zaman istiyor, eğitim istiyor.
(Burada Yeniden Kısa Soru-Cevaplara Dönüyoruz)
Soru: belediye başkanımız seni duyuyor. Ona ne söylemek istersin?
Cevap: Valla belediye başkanına bir şey diyemem. Çünkü o adam bir şeyler yapmaya çalışıyor. Bir de şuna inancım var, yeni belediye başkanımız ne yer, ne de yedirir. Yeterli mi? Yeterli değil. Bunun içinde hepsi gizli. Bunun içinden her şey çıkar.
Soru: Peki valimize ne söylemek istersin?
Cevap: valimiz çok güzel. Aydın münevver bir insan. Yani yağcılık olsun diye demiyorum ha. Şu memleket için yani Adıyaman’ın yerlisi gibi çalışıyor.
Soru: peki milletvekillerimize ne söylemek istersin?
Cevap: Şimdi halkımız hep kulaktan dolma birbirinin söylediğini söylüyorlar. Azıcık sizde bir şey üretin. Ahmet aydın çok güzel çalışıyor. Çoğu da beğenmez. O ondan öyle duymuş! Hayır, Ahmet aydın çok güzel çalışıyor. Samimiyetle söylüyorum çalışıyor. Bazıları bunu göremiyorlar yani.
Soru: peki Ak Parti iktidarı döneminde, diğer illere de yapılanların haricinde (okul, hastane, adliye vs.) 13 sene içerisinde farklı 3 eser, hizmet söyleyebilir misin?
Cevap: Onları saymaz isek göremiyorum yani. Göremiyorum…
Soru: Peki, Bekir abi bu sıra dışı, güzel röportaj için teşekkür ederim. Eklemek istediğin bir şey var mı? Kendine ait veya sevdiğin paylaşmak istediğin bir şey var mı?
Cevap: O zaman benim de ustam rahmetlik nohutçu Ömer emminin nohut manisini söyleyeyim o zaman;
Köşe başı beklerim,
Vah benim emeklerim,
Nereye gitsem de mini mini yavruları
Nohut yemeye beklerim.
Tayfun güzel ÖZEL RÖPORTAJ





















