MEB örgün eğitim istatistikleri ışığında eğitimin durumu


Eğitim Sen Adıyaman Şube Başkanı Mehmet Dağdeviren yeni eğitim-öğretim yılı nedeniyle bir basın bildirisi yayınladı.Dağdeviren,bildiride şunları kaydetti.

post

 Eğitim    2018-09-25    Bu İçerik 708 kez görüntülendi.


 

" Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) 9 Eylül 2018 tarihinde yayınladığı 2017-2018 eğitim öğretim yılsonu örgün eğitim istatistikleri, eğitim sisteminin iktidar eliyle nasıl tehlikeli bir uçuruma doğru sürüklediğini açıkça göstermektedir. MEB’in resmi verileri, kamusal eğitimin adım adım tasfiye edilerek, özel öğretimin ve dini eğitim veren okulların teşvik edildiğini, eğitimde yaşanan ticarileşme ve dinselleştirme uygulamalarının nasıl artarak yaygınlaştığını bütün yönleriyle ortaya koymaktadır.

2018-2019 eğitim-öğretim yılında kamu kaynaklarının özel okullara aktarılması uygulamaları artarak devam edecektir. Bu durum iktidar ve MEB açısından büyük bir övünç kaynağı olarak görülürken, eğitim hakkından eşit koşullarda yararlanamayan, eğitimin giderek paralı hale gelmesi nedeniyle okul dışına itilen çocukların sayısının artmasına neden olmakta ve toplum içindeki sınıfsal çelişkileri daha da belirgin hale getirmektedir.

Eğitim Kademelerine Göre Net Okullaşma Oranları

Eğitim kademelerine göre okullaşma oranlarına bakıldığında eğitimde 4+4+4 düzenlemesi sonrasında örgün eğitim 12 yıla çıkarılmasına rağmen, okullaşma oranları açısından hedeflerin çok gerisinde kalındığı görülmektedir. Okullaşma oranları açısından son altı yılın en dikkat çekici verisi ilkokulda okullaşma oranının yüzde 98.86’dan yüzde 91.54’e düşmesi, ortaokulda okullaşma oranının 6 yıl içinde çok az bir artışla yüzde 93.09’dan yüzde 94.47’ye çıkmasıdır. Türkiye’de bütün eğitim kademelerinde okullaşma açısından ülke ortalamasının altında olan iller Gümüşhane, K. Maraş ve Yozgat’tır.

 

Okul Öncesi Eğitimde Okul, Öğrenci ve Öğretmen Sayıları (Resmi)

 

          4+4+4 düzenlemesinin üzerinden altı yıl geçmiş olmasına ve MEB’in ‘okul öncesi eğitim zorunlu olacak’ açıklamasına rağmen, 2017-2018 eğitim öğretim yılsonu verilerine göre, resmi okul öncesi eğitim kurumu sayısı 24 bin 975, öğrenci sayısı ise 1 milyon 265 bindir. 4+4+4 öncesinde (2011-2012 eğitim öğretim yılı) resmi okul öncesi eğitim kurumu sayısı 25 bin 172 iken, aradan 6 yıl geçmiş olmasına rağmen, okul sayısı açısından 4+4+4 öncesine ulaşılamamış olması düşündürücüdür. 4+4+4 sonrasında devlete ait okul öncesi eğitim kurumlarında okul sayısı azalırken, öğrenci sayısı yerinde saymıştır.

 

Okul Öncesinde Okullaşma Oranları

 

MEB’in her fırsatta çok önemsediğini iddia ettiği okul öncesi eğitimde, artan çağ nüfusuna rağmen okul ve öğrenci sayısında hala istenilen seviyelere ulaşılamamış olması dikkat çekicidir. 2017-2018 eğitim öğretim yılı itibariyle okul öncesi çağdaki 3-5 yaş grubu çocukların sadece % 38.52’si, 4-5 yaş grubunun % 50.42’si, 5 yaş grubunun ise % 66.88’i okul öncesi eğitim alma şansına sahip olmuştur.

Okul öncesi eğitimde okullaşma oranlarına il bazında bakıldığında olumsuz bir tablo ortaya çıkmaktadır. Örneğin 15 milyonu aşkın nüfusuyla Türkiye’nin en büyük şehri olan İstanbul’da okul öncesi eğitimin durumu içler acısıdır. İstanbul’da okul öncesi eğitimde okullaşma oranı 3-5 yaş grubunda net % 31,92, 4-5 yaşta net % 40,46, 5 yaşta net % 53,53 ile Türkiye ortalamasının çok altındadır. Okul öncesi eğitimde her üç yaş grubunda da Türkiye ortalamasının altında olan iller İstanbul, Ankara, Adana, Kahramanmaraş, Osmaniye, Yozgat, Gümüşhane, Erzurum, Bayburt, Ağrı, Kars, Iğdır, Elazığ, Van, Muş, Bitlis, Gaziantep, Şanlıurfa ve Mardin’dir. 

 

KAMUSAL EĞİTİMİN DEVLET ELİYLE TASFİYESİNİN GÖSTERGESİ: ÖZEL OKUL SAYILARI

 

Eğitim Sen, ilk gündeme geldiği günden itibaren eğitimde 4+4+4 dayatmasına yönelik olarak siyasi iktidarın iki temel hedefi olduğunu vurgulamıştır. Bunlardan birincisi 4+4+4 düzenlemesinin asıl amacını oluşturan kamusal eğitimi zayıflatmak, kamu kaynaklarını özel okullara aktararak özel okulları doğrudan devlet desteği ile güçlendirmektir. İkinci temel hedef ise siyasi iktidarın eğitim sistemini kendi siyasal-ideolojik çizgisinde biçimlendirerek, ‘tek din, tek mezhep’ anlayışı ve ‘inanç istismarı’ üzerinden eğitimi dinselleştirme uygulamalarını hayata geçirmektir.

MEB’in her yıl açıkladığı örgün eğitim istatistikleri, devlete ait ilkokul ve ortaokul sayısının belirgin bir şekilde azalırken, özel ilkokul, ortaokul ve lise sayısının ve bu okullara yönlendirilen öğrenci sayısının dikkat çekici bir şekilde artmaya başladığını göstermektedir.

 

SONUÇ

Eğitim sisteminde yıllardır yaşanan ve katlanarak artan sorunlar, MEB’in yayımladığı örgün eğitim istatistiklerine çeşitli yönleriyle yansımış bulunmaktadır. Açıklanan resmi veriler, eğitimin içler acısı durumunu gözler önüne sermekte, MEB’in eğitimin yapısal sorunlarına yönelik somut ve çözüme dayalı politikalar geliştirmek gibi bir amacının olmadığı görülmektedir.

Kamusal, parasız, demokratik, nitelikli, bilimsel ve anadilinde eğitimin önündeki engellerin kaldırılması için somut adımlar atılmalı, eğitimde ticarileştirme ve eğitimi dinselleştirme adımlarına derhal son verilmelidir. Her geçen gün daha fazla piyasa ilişkileri içine çekilen, okul öncesinden üniversiteye kadar bilimin değil, dini inanç sömürüsünün referans alındığı bir eğitim sisteminde eğitim ve bilim emekçilerinin, öğrenci ve velilerle birlikte kamusal, bilimsel, demokratik, laik ve anadilinde eğitim hakkı için mücadelemizi arttırarak sürdüreceğimiz bilinmelidir" dedi. ŞEHİRDE BU HAFTA

adıyaman,şehirde bu hafta,ferhat vural,kesk adıyaman