Kül Olan Ormanlar ve Kayıp Bir Gelecek!


 Doç. Dr. M. Sadık BEKTAŞ    17.08.2025 09:05:33  


Türkiye'nin Yangınları, Önlemleri ve Yeşilin İyileştirici Gücü

Sevgili okurlar, bu haftaki yazımı doğaya ayırdım. Belki çok fazla farkında değil ya da önemsiz görebiliriz ama ülke olarak elimizde kalan tek bir şey olarak doğamız kaldı. Bunu değerinin bilinmesi amacıyla bu hafta son dönemler de artan orman yangınlarına vurgu yapmak istiyorum.

Son yıllarda Türkiye ormanlarının alevlerle imtihanı, yalnızca mevsimlik bir felaket değil; iklim, altyapı, insan alışkanlıkları ve yönetim pratiklerinin kesiştiği karmaşık bir kriz haline geldi. 2021 yazında Akdeniz kıyılarında patlayan yangınlar, yüz binlerce hektarın yanmasına yol açtı; o yıl kayıpların ülke ölçeğindeki büyüklüğü uzun süre konuşuldu. Bu dönemden sonra da yangın sayılarında ve etkilerinde dalgalanmalar görüldü; 2024 ve 2025 yazları da Türkiye için zor geçti ve binlerce yangın söndürülmeye çalışıldı.

Orman yangınlarının doğaya ve insana verdiği zarar sadece yanan ağaçlarla sınırlı değil tabii. Toprak erozyonu, su döngüsünde bozulma, biyolojik çeşitlilik kaybı, kirlenen hava (özellikle PM2.5 gibi ince partiküller) ve uzun vadede karbon salınımı artışı ekosistemin geri dönülmez hasarlarına yol açıyor. Ayrıca yerel ekonomiler mesela tarım, turizm, arıcılık gibi, yangınlarla doğrudan yara alıyor; köyler, mera alanları ve göç eden kuşların üreme alanları tehlikeye giriyor. Bu somut maliyetlerin yanında toplumda travma, göç ve güvenlik riski gibi sosyal etkiler de büyüyor.

Peki ne yapmalıyız? Yangınları önlemek söndürmekten çok daha akıllıca, daha az maliyetli ve daha insancıl bir yaklaşımdır. Aşağıda hem devlet kurumlarının uygulayabileceği hem de bireylerin katkı sağlayabileceği somut adımları sıralıyorum:

1. Altyapı kaynaklı riskleri azaltmak

Elektrik hatları, trafolar ve enerji altyapısı yangın çıkış kaynakları arasında öne çıkıyor. Bölgesel denetimler, iletim hatlarının bakımının sıklaştırılması, enerji hatlarının orman geçişlerinde yer altına alınması ya da koruyucu bariyerlerin oluşturulması acil önlemler arasında. Ayrıca trafo ve enerji kratolarının etrafında yangın çıkarabilecek yakıt/ot birikintileri temizlenmeli.

2. Erken uyarı, izleme ve teknolojinin etkin kullanımı

Uydu görüntüleri, termal kameralar, dronlar ve coğrafi bilgi sistemleriyle devamlı gözetim sağlanmalı; riskli bölgelerde hızlı alarm ve yerel müdahale ekipleri konuşlandırılmalı. Orman Genel Müdürlüğü’nün rehberlerine göre (teknik ve idari uygulamalar), tehlike sınıfları ve hassas bölgelerin net haritaları oluşturulmalı.

3. Toplum tabanlı önleme çalışmaları

Yangınların büyük kısmı insan kaynaklı (dikkatsizlik, ihmal, kasıt) olduğu için yerelde bilinçlendirme, eğitim ve katılımcı yönetim şart. Köylere, yazlık bölgelere ve ormana yakın yerleşimlere yönelik düzenli eğitimler, yangın nöbet sistemleri, gönüllü söndürme ekipleri ve uyarı hatları kurulmalı. Hukuki yaptırımlar caydırıcı olmalı; ancak cezadan öte “öğreten” yaklaşım benimsenmeli.

4. Ormancılık uygulamalarında ekolojik tedbirler

Yakın mesafedeki gençlik ve bodur ağaçların seyreltilmesi, maki temizliği, yangına hassas bitki örtüsünün düzenlenmesi, yanıcı madde birikimlerinin (ör. kuru dal, çalı) periyodik olarak uzaklaştırılması gerekir. Yerleşim yerleri ile orman arasına yangın şeritleri (yangın emniyet şeritleri) oluşturulmalı. Bu uygulamalar, yangının taç (ağaç tepesi) yangınına dönüşmesini ve hızlı yayılmasını engeller.

5. İklim eylemi ve su yönetimi

Yağış rejimindeki değişiklikler, sıcak dalgaları ve kuraklık yangın riskini arttırıyor. Uzun vadede iklim politikalarında kararlı adımlar, su kaynaklarının korunması ve erozyonla mücadele (yeniden ağaçlandırma sadece estetik değil, teknik bir gereklilik) gereklidir. Yeniden ağaçlandırma projeleri planlanırken yerel ekosistemlere uygun tür seçimi ve yangına karşı dirençli peyzaj stratejileri kullanılmalı.

6. Yerel ve ulusal koordinasyonun güçlendirilmesi

Kamu kurumları, belediyeler, üniversiteler, sivil toplum ve yerel halk arasında görev dağılımı netleştirilmeli; aynı “dil”de acil eylem planları olmalı. Yasal mevzuat güncellenmeli, denetim ve değerlendirme mekanizmaları şeffaf hale getirilmeli.

 

Bu saydığım önlemler tabiki kurumlara düşenler. Peki bizler birey olarak ne yapabiliriz? Piknikte ateş yakmamak, izinsiz anız/yakma yapmamak, ormana izmarit atmamaya özen göstermek; cep telefonu uygulamalarıyla anında OGM’ye veya acil numaralara ihbarda bulunmak; yerel gönüllü yangın ekiplerine katılmak gibi basit ama etkili davranış değişiklikleri çok sayıda yangının başlangıcını engelleyebilir.

Yeşil: Sadece Ağaç Değil, İnsan Ruhunu İyileştiren Bir Kaynak

Ormanlar yandı, ama “yeşil”in psikolojik değeri de yangınların toplumsal maliyetine başka bir boyut ekliyor. Yeşil alanlar; stres düzeyini düşürüyor, depresyon ve anksiyete belirtilerini azaltıyor, sosyal bağları güçlendiriyor ve genel yaşam kalitesini yükseltiyor. Büyük meta-analizler ve sağlık kuruluşu raporları, yeşil-mavi alanlara daha fazla erişimin ruh sağlığı üzerinde koruyucu etkiler sağladığını gösteriyor. Bu bulgular, şehir planlamasını sadece estetik değil, toplumsal ruh sağlığı yatırımı olarak da ele almamızı zorunlu kılıyor.

Ormanlar yok olduğunda sadece ağaçları değil, insanların doğayla kurduğu bağları, kentlerin “nefes alma” alanlarını ve uygun yaşam alanlarını da kaybediyoruz. Yeniden ağaçlandırma ve park inşa programları, ekolojik işlevleri yeniden kazanmak için gerekli; ancak bunların kaliteli, erişilebilir ve toplumun ihtiyaçlarına cevap veren şekilde yapılması gerekiyor — sadece dikilmiş ağaç hattı değil, yürünebilir, oturulabilir, kamusal yaşamı destekleyen yeşil altyapı.

Sorumluluk Paylaşımı ve Uzun Vadeli Vizyon

Orman yangınları artık “alışılmış bir felaket” değildir hem yönetimsel hem de bireysel dönüşüm gerektiren, iklim değişikliğiyle bağlantılı bir güvenlik sorunudur. Teknik altyapı, mevzuat, toplum eğitimi ve ekolojik ormancılık uygulamaları birlikte ele alındığında elimizde yangınların etkisini azaltacak araçlar var. Aynı zamanda yeşile yapılacak yatırımlar — yeniden ağaçlandırma, parklar, kent içinde erişilebilir yeşil alanlar — sadece ekosistemleri geri getirmekle kalmayacak, insanların ruh sağlığını onaracak bir umut zemini oluşturacaktır.

Bu köşeden çağrımdır: yangınlar yerel değil ulusal meseledir; herkesin küçük adımları büyük farklar yaratır. Komşunuzun bilinçli davranışı, bir belediyenin doğru ağaçlandırma projesi, bir bakanlığın altyapı yatırımı, hepsi birlikte Türkiye’nin ormanlarını ve insanının ruhunu yeniden yeşertebilir.

Sevgiyle kalınız