ABD'nin Zorbalık Tarihi: Son On Yıldan Çarpıcı Örnekler
Doç. Dr. M. Sadık BEKTAŞ 18.01.2026 09:10:33
Amerika’nın “dünya polisliği” iddiası, son on yılda adeta maskesini düşürdü. Soğuk Savaş sonrası tek süper güç olmanın verdiği pervasızlık, 21. yüzyılın çok kutuplu dünyasında bile devam ediyor. İşte gerçek yüzü gösteren o yakın tarihli bazı örnekler:
1. Libya: "Koruma" Adı Altında Yıkım (2011)
ABD ve NATO’nun BM kararını "uçaklarını dondurma" ile sınırlı bir müdahale olarak çarpıtıp, doğrudan Kaddafi rejimini devirmek için hava saldırıları başlatması, tipik bir rejim değişikliği operasyonuydu. Sonuç: Ülke on yılı aşkın süredir bir iç savaş ve kaos ortamında. Köle pazarları, milisler arası çatışmalar ve istikrarsızlık, o "insani müdahalenin" gerçek bedeli oldu. (Burada belirtmek de fayda var; Libya gibi Ortadoğu ülkelerindeki sorunların hepsini tek bir devlete yüklemek elbette doğru olmaz. Ama her ne kadar bir ülke siyasi, sosyal, ve ekonomik olarak iyi yönetilmiyorsa, bu başka ülkelerin müdahale edebilir alayişini tasdiklememelidir.)
2. Suriye: Proxy Savaş ve Böl-Yönet (2012-Günümüz)
"Şam'ın demokratik muhalefeti" diyerek silahlandırıp, eğittiği grupların bir kısmının zamanla radikalleşmesi veya çatışmaları kronikleştirmesi, bölgedeki müdahaleci politikaların başarısızlığının kanıtı. Ülkeyi paramparça ettikten sonra, üstelik uluslararası hukuku hiçe sayarak, kuzeydoğudaki petrol sahalarında "kalıcı" askeri varlığını sürdürmesi, kaynak kontrolünden başka neyle açıklanabilir?
3. İran Nükleer Anlaşma (JCPOA) ve Tek Taraflı Çekilme (2018)
Diplomasinin zaferi olarak selamlanan 2015 anlaşmasına, Trump yönetiminin hiçbir somut ihlal gerekçesi olmadan, tek taraflı son vermesi ve "maksimum baskı" politikasını dayatması, uluslararası güveni yerle bir etti. Ambargo, abluka ve Süleymanî suikasti… Tüm bunlar, ABD'nin kendi kurallarına bile uymadığını, gücü elinde bulunduranın keyfi davrandığını tüm dünyaya gösterdi.
4. Grönland: Açık Açık Toprak Talebi (2019)
Dönemin Başkanı Trump'ın, Danimarka'ya "Grönland'ı satın almak istiyoruz" demesi, 21. yüzyılda dahi sömürgeci zihniyetin canlı olduğunun resmidir. Kuzey Kutbu'ndaki eriyen buzulların altından çıkacak madenler ve yeni ticaret yolları için stratejik bir hamleydi bu. Danimarka'nın "saçmalık" diyerek reddetmesi, her şeyin parayla satın alınamayacağının küçük bir dersidir belki de.
5. Venezuela: Açıktan Darbe Destekçiliği (2019)
Juan Guaidó'yu, hiçbir seçimle iş başına gelmemişken, "meşru başkan" ilan etmek ve ülkenin petrol gelirlerine, altın rezervlerine el koymaya kalkışmak… Bu, klasik Latin Amerika müdahale kitabının dijital çağdaki yeni baskısıydı. Ekonomik abluka ile halkı dize getirmeye çalışmak, aslında hedeflenenin "demokrasi" değil, sadık bir uydu rejim kurmak olduğunu ele verdi.
6. Afganistan: Kaos İçinde Tahliye (2021)
20 yıl süren işgal, binlerce sivil ölüm, trilyonlarca dolar harcama… Ve geride, kendi silahlarıyla donatılmış bir Taliban ve umutsuz bir halk bırakarak çekilip gitmek. Bu tablo, ABD'nin ülkelere "demokrasi getirme" iddiasının ne kadar içi boş olduğunun en trajik kanıtı.
Sonuç Yerine: Zorbalık İşe Yaramıyor
Bu örneklerin ortak noktası ne? Kısa vadeli taktik kazançlar, uzun vadeli stratejik felaketler doğuruyor. Her müdahale, düşmanlığı, direnci ve istikrarsızlığı daha da derinleştiriyor. ABD'nin bu politikaları, artık yalnızca ahlaki açıdan değil, pratik açıdan da iflas etmiş durumda.
Dünya artık 1990'ların dünyası değil. Çin'in ekonomik nüfuzu, Rusya'nın asimetrik taktikleri, bölgesel güçlerin artan özgüveni… Bu yeni dünyada, zorbalıkla elde edilen hiçbir kazanım kalıcı olamaz. Diplomasi, saygı ve uluslararası hukuka riayet, romantik bir idealler bütünü değil, artık bir zorunluluktur.
ABD'nin bugün ihtiyacı olan şey, tarihinin bu karanlık sayfalarıyla yüzleşmek ve gerçek bir liderlik için, zorbalığı değil, işbirliğini seçmektir. Aksi halde, inşa ettiği her düzen, kendi yıkımının temelini atmaya devam edecek.


.png)











