Olası Bir İran-ABD Savaşının Küresel ve Bölgesel Sonuçları
Doç. Dr. M. Sadık BEKTAŞ 01.02.2026 11:01:25

Donald Trump'ın Beyaz Saray'daki mevcut döneminde, İran ile yaşanan gerilimlerin tırmanma ihtimali, uluslararası toplumun en kaygı verici senaryolarından biri olmaya devam ediyor. İki ülke arasında doğrudan bir askeri çatışma, yalnızca bölgesel değil, küresel ölçekte yıkıcı sonuçlar doğurabilecek bir domino etkisi yaratabilir.
Bir ABD-İran savaşı, geleneksel cephe savaşından ziyade asimetrik ve vekâlet savaşları şeklinde yayılacaktır. İran'ın gelişmiş balistik füze kapasitesi, bölgedeki ABD üslerini, müttefiklerini ve kritik altyapıyı hedef alabilir. Hürmüz Boğazı'nın kapanma ihtimali, küresel enerji arzında ani bir şoka, petrol fiyatlarının rekor seviyelere fırlamasına ve dünya ekonomisinin derinden sarsılmasına yol açabilir.
İran'ın bölgedeki destekçi grupları (Hizbullah, Irak'taki milisler, Husiler) vasıtasıyla ABD ve müttefiklerine yönelik saldırıları artırması beklenir. Bu durum, Irak, Suriye, Lübnan, Yemen ve hatta Körfez ülkelerini içine alan çok cepheli bir bölgesel çatışmaya dönüşebilir.
Petrol fiyatlarının 150-200 dolar seviyelerini görmesi, enerjiye bağımlı tüm ekonomilerde enflasyonu ateşler, tedarik zincirlerini çökertir ve küresel bir resesyon riskini ciddi şekilde artırır. Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler, cari açık ve para birimi üzerinde muazzam bir baskıyla karşı karşıya kalır.
Savaş, Ortadoğu'da mezhepsel ve siyasi gerilimleri patlama noktasına getirir. İran nükleer programını hızlandırma kararı alabilir, bu da bölgesel bir nükleer silahlanma yarışını (Suudi Arabistan, Türkiye gibi ülkeleri de içine alarak) tetikleyebilir. Göç hareketleri artar, terör örgütleri kaos ortamından faydalanır ve bölge bir istikrarsızlık girdabına girer.
Türkiye'ye Olası Yansımalar
Türkiye, coğrafi konumu itibarıyla kaçınılmaz şekilde etkilenecektir. Komşu bölgelerdeki çatışmaların sınıra sıçrama riski, artan terör tehdidi, mülteci akını ve enerji arz güvenliğinin sekteye uğraması doğrudan sonuçlardır. Türkiye, dengeli bir diplomasi ile hem ABD ile ilişkilerini hem de bölgesel istikrarı korumak zorunda kalacaktır.
Böyle bir çatışma, uluslararası hukuk ve diplomasi mekanizmalarının ciddi bir güven kaybına uğramasına neden olur. BM sistemi işlevsiz kalır, güç politikaları ön plana çıkar. ABD'nin askeri ve diplomatik kaynaklarının büyük kısmını bu bölgeye kanalize etmesi, Çin ve Rusya gibi rakip güçlere diğer coğrafyalarda manevra alanı yaratır.
Sonuç
Bir ABD-İran savaşı, sonuçları kontrol edilemeyecek, sınırları aşacak ve nesiller boyu sürecek derin yaralar açabilecek bir felaket senaryosudur. Trump yönetiminin "maksimum baskı" politikası ile İran'ın "asimetrik misilleme" kapasitesi birleştiğinde, kasıtlı olsun veya olmasın, bir çatışmaya sürüklenme ihtimali hiç de sıfır değildir. Bu nedenle, tüm tarafların aklıselimle hareket etmesi, diyaloğa alan açması ve askeri şeritten uzak durması yalnızca bölgesel değil, küresel bir sorumluluktur. Savaşın bedeli, hiçbir kazanımın gerekçelendiremeyeceği kadar ağırdır.
Sevgiyle kalın


.png)











