Küçük Yerde Gazeteci Olmak: Bedeli Olan Bir Meslek


 R. Ferhat VURAL    15.02.2026 09.07:41  


Objektif gazetecilik zordur.

Tarafsız kalmak zordur.

Ama küçük yerde gazeteci olmak…

Bedeli olan bir meseledir.

 

Çünkü küçük yerde haber sadece haber değildir.

İlişkileri bozar. Dengeleri sarsar. Maskeleri düşürür.

 

Bir siyasetçiyi eleştirdiğiniz anda, bir anda “düşman” oluverirsiniz.

Hedef yalnızca siz olmazsınız. Aileniz, çocuklarınız, dostlarınız… Selam verdiğiniz insanlar bile fişlenir. Sosyal medyada kim sizi beğenmiş, kim yorum yapmış; hepsi kayda alınır. Mesaj nettir:

“Seni izliyoruz.”

 

Yıllar önce bir ilçe belediye başkanı hakkında iddiaları haberleştirdik. Sonrası tanıdık bir senaryo… Tehditler, davalar, iftiralar… Kâhta’da kardeşimin oturduğu eve, o günün parasıyla 40 bin liranın üzerinde “kaçak su” cezası yazdırıldı. Yalancı tanıklar devreye sokuldu. Besleme kalemler aracılığıyla itibar suikastları yapıldı.

Sonuç?

Mahkemelerden beraat.

Çünkü hakikat, eninde sonunda duvara çarpan iftirayı geri püskürtür.

Ama o süreç bize yıllarımızı kaybettirdi.

O dönem iktidar partisinden bir belediye başkanıydı.

Bugün tablo değişmedi. Sadece isimler değişti.

Bu kez “rüşvet” ve “irtikap” iddialarını haberleştirdiğimiz için başka bir partiden belediye başkanının hedefindeyiz. Yine tehditler, yine dışlamalar, yine mobbing. Kendi medyasını besleyenler, kendisini alkışlayanlara alan açarken; soru soracak gazeteciyi kapının dışında bırakıyor.

Neden?

Çünkü soru rahatsız eder.

Çünkü gerçek huzur kaçırır.

Çünkü hakikat alkış istemez, hesap sorar.

 

Sadece yerel yöneticiler değil… Bazı milletvekilleri ve çevrelerindeki isimler de “Bu adamın arkasında kim var?” sorusuyla adeta istihbarat faaliyeti yürütüyor.

 

Cevap verelim:

Bir gazetecinin arkasında yalnızca kalemi vardır.

Ve vicdanı.

 

Gazetecilik biat değildir.

Gazetecilik PR faaliyeti değildir.

Gazetecilik, güç sahiplerine methiye dizme sanatı hiç değildir.

 

Basın; demokrasinin denetim mekanizmasıdır.

Gazeteci; makamların değil, milletin sorularını sorar.

 

Koltuğu olanlar şunu unutmasın:

O koltuklar babanızın mirası değil, milletin emanetidir.

Ve emanetin hesabı er ya da geç sorulur.

 

Gazetecilik suç değildir.

 

Suç olan, gerçeğin yazılmasından korkmaktır.

Suç olan, eleştiriye tahammül edememektir.

Suç olan, baskıyı yönetim biçimi sanmaktır.

 

Biz susmayacağız.

Çünkü susarsak, bu şehirde sadece korku konuşur.

 

Ve korkunun konuştuğu yerde, hakikat ölür.

Sağlıcakla kalınız