Şiddetin Vardığı Nokta..


 R. Ferhat VURAL    19.04.2026 11:33:24  


Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde yaşanan acının izi henüz silinmemişti. Toplum ne olduğunu anlamaya çalışırken, bu kez Kahramanmaraş’tan gelen haber yüreklere daha ağır bir yük bindirdi. Henüz 14 yaşında bir çocuk, okuduğu okulda adeta dehşet saçtı.

Şimdi herkes aynı sorunun etrafında dönüyor:

Bu çocuklara ne oluyor?

Daha hayatın başında, ergenliğin eşiğindeki bireyler nasıl bu kadar acımasızlaşabiliyor?
Bu sorunun tek bir cevabı yok. Aile yapısı, çevresel koşullar, sosyal medyanın etkisi, dijital dünyadaki kontrolsüzlük… Hepsi birer parça. Ama hiçbiri tek başına yeterli değil. Çünkü sorun çok daha derin, çok daha köklü.

Zaman zaman bu köşede sorduk:
“Gençlik nereye gidiyor?”

Bugün bu soru artık bir endişe değil, açık bir tehlike olarak karşımızda duruyor.

Sokaklara bakın…
Okul önlerine, park köşelerine…

Gençlerin dili sert, davranışları hoyrat. Küfür, zorbalık ve saygısızlık sıradanlaşmış durumda. Gözümüzün önünde şekillenen bu tablo, aslında yaklaşan büyük kırılmanın habercisiydi.

Çünkü başıboşluğun, kuralsızlığın ve sorumsuzluğun mutlaka bir bedeli vardır.
Ve ne yazık ki bu bedeli yalnızca o gençler değil; aileler, hatta tüm toplum birlikte ödüyor.

Birkaç gün önce gazetelerde yer alan bir haberde, Siverek ve Kahramanmaraş’taki olayların arkasında “C31K” adlı bir siber çetenin izlerine dikkat çekiliyordu.

Bu yapıların dili ise ürkütücü:
“Gücünü göster”, “meydan oku”, “korkut”…

Şiddeti yücelten, korkuyu araçsallaştıran bir zihniyet.

Hastalıklı Sosyoloji

Tüm bu yaşananların temelinde daha derin bir gerçek yatıyor: çözülmekte olan bir toplumsal yapı.

Geleneksel toplumun “ayıp”, “utanma”, “mahalle baskısı” gibi sosyal denetim mekanizmaları zayıfladı. Ancak onların yerini alması gereken şehirli değerler —hukuka saygı, kurallara uyum, görgü ve disiplin— tam anlamıyla yerleşmedi.

Ortaya çıkan boşluk ise tehlikeli: Kuralsızlık.

Bu durumu sosyologlar “anomi” kavramıyla açıklar; yani normların ve değerlerin etkisini yitirmesi.

Sorumluluk Hepimizin

Karşımızda basit bir asayiş sorunu yok. Çok katmanlı, derin ve tehlikeli bir toplumsal krizle karşı karşıyayız.

Elbette güvenlik önlemleri artırılmalı.
Ama bu tek başına yeterli değil.

Eğitim…
Aile…
Rol modeller…

Gençlerin karşısına çıkan örnekler ne kadar sağlıklı?
Öfkeli, nobran, kural tanımaz figürler bir genç için yol gösterici olabilir mi?

Bu soruya verilecek dürüst cevap, çözümün de kapısını aralayacaktır.

Artık herkes sorumluluğunu fark etmeli.
İyi örnekler çoğalmalı, doğru davranışlar görünür kılınmalı ve toplumsal takdir görmeli.

Çünkü mesele sadece bugünün gençliği değil…
Mesele, yarının nasıl bir toplum olacağıdır.

Bir bilgeye sormuşlar:
“Bir çocuğu yetiştirmek için ne gerekir?”

Bilge şöyle cevap vermiş:
“Bir çocuk bir aileden doğar… ama bir toplum tarafından büyütülür.”

Ve eklemiş:
“Eğer o toplum susarsa, çocuk karanlıkta büyür.”

Bugün yaşadığımız tam da bu:
Sessiz kalan bir toplumun, karanlıkta büyüyen çocuklarla yüzleşmesi.

Unutmayalım:
Şiddet bir anda ortaya çıkmaz.
Görmezden gelinen her yanlış, sustuğumuz her an, “bir şey olmaz” dediğimiz her davranış büyür… ve bir gün felaket olarak karşımıza çıkar.

Toplumlar suçluları bir günde üretmez.
Ama sessizlikle, ilgisizlikle ve sorumsuzlukla onları adım adım inşa eder.

Sağlıcakla kalınız.