Aforizmalar – Bu Şehrin Aynası


 R. Ferhat VURAL    03.05.2026 09:48:36  


Bazı sözler vardır; yazıldıkları an değil, okundukları her an yeniden anlam kazanır. Çünkü kalem, karakterden beslenirse söz cümle olmaktan çıkar, iz bırakır. Ve o iz, çoğu zaman bir şehrin aynasıdır.

***

Bugün aynaya baktığımızda gördüğümüz şey pek iç açıcı değil.

Niyeti iyi olanların değil, eylemi güçlü olanların kazandığı; iyiliğin ise çoğu zaman sessizliğe mahkûm edildiği bir düzenin içindeyiz.

 

Yine de hakkını teslim edelim:

Menfaat gözetmeden seven insanlar hâlâ var. Azlar belki ama varlar. Ve bazen koca bir kalabalıktan bir tek yürek daha değerlidir.

 

Fakat bu değer, çoğu zaman görünmez. Çünkü bu şehirde insanlar, kişiliğiyle değil taşıdığı etiketle değer görür. Etiketsiz kaldıklarında “adam” yerine konulmayacaklarını en iyi kendileri bilir.

Bu yüzden “makbul adam”, etliye sütlüye dokunmayandır.

***

Ortaya tuhaf bir tablo çıkar:

Herkesin birbirinden nefret ettiği ama yan yana gelince can ciğer göründüğü, samimiyetle sahteliğin arasına sıkışmış hayatlar…

 

İşte tam burada gerçek yüz belirir:

Menfaat, insanın aynasıdır. Dava, hak ve hukuk ise çoğu zaman sadece bir makyajdan ibarettir.

Çünkü insan yer değiştirir ama huyunu değil. Kirli olan, hangi renge bürünse de kirli kalır.

Ve mide alışmışsa… taş da hazmedilir, leş de.

***

Bugünün en büyük yanılgılarından biri de “rol yapanların” gerçek sanılmasıdır.

Bazı şovmenlerin muhalifliği, nevaleyi görene kadardır. Öyle ki menfaat uğruna, inancını bile pazarlık konusu yapacak kadar savrulurlar.

***

Gerçeği anlatmak yerine kendini öne çıkarma çabası arttıkça, hakikat geri çekilir.

Hakikati anlatmak zorlaştıkça, anlamsız gürültü artar.

Bırakın büyük cümleleri cahiller kursun; çünkü ses yükseldikçe anlam küçülür.

Ve besleme bir trollü anlamaya çalışmak, gölgeyi duvara çivilemek kadar beyhudedir.

***

Bu şehirde sadece gürültü yok; bir çürüme de var.

Cebini doldurup egosunu beslemekten karakterini inşa etmeye vakit bulamayanlar…

İçimizdeki iyiliği bile boğmaya çalışanlar…

Ama şunu da unutmamak gerekir:

Kirli tezgâhlara çomak soktuğunuzda yalnız kalmazsınız; karşınıza bir düzen çıkar.

Yedi düvel değil belki ama, yetmiş yedi soytarı ve kuklasıyla üzerinize yürürler.

***

İşte o an, bir tercih yapmak zorundasınız:

Ya susup düzenin parçası olacaksınız ya da rüşvetin karanlığına karşı durup, gerekirse kendi gemilerinizi yakacaksınız.

 

Çünkü bazı mücadeleler, geri dönüş yolu bırakmaz.

***

Ve en acısı şu:

Belki bir gün kanserin bile çaresi bulunur…

Ama bu utanmazlığa, bu yalakalığa şifa bulunmaz.

 

Sağlıcakla kalınız