İki Dev Arasında Diplomasi Rüzgârı: Rekabet mi, İş Birliği mi?


 Doç. Dr. M. Sadık BEKTAŞ    17.05.2026 11:51:45  


Son günlerde dünya kamuoyunun gözü, ABD ile Çin arasında gerçekleşen kritik görüşmeye çevrilmişti. Süper güçler arasındaki bu diyalog, sadece iki ülkenin değil, tüm küresel sistemin geleceğini şekillendirecek nitelikte. Peki, masada samimi bir iş birliği mi, yoksa rekabetin tırmandırılmış yeni bir versiyonu mu vardı?

Görüşmenin en çarpıcı yanı, her iki tarafın da dilindeki “yapıcı” vurgusuydu. Ne var ki, arka planda Tayvan, teknoloji savaşları ve Güney Çin Denizi gibi kritik başlıklar hâlâ masanın en hassas köşesinde duruyor. ABD, müttefikleriyle entegre ettiği güvenlik ağını korurken, Çin ise yükselen ekonomik gücüne saygı duyulmasını ve kırmızı çizgilerine dokunulmamasını net bir dille ifade ediyor.

Görüşmenin en önemli çıktısı, iletişim hatlarının yeniden canlandırılması oldu. Geçtiğimiz yıllarda tırmanan gerilim, neredeyse iki devleti “uçurumun kenarına” getirmişti. Şimdi ise tıkanan askerî ve diplomatik kanalların yeniden açılması, soğukkanlılığın kazanıldığını gösteriyor. İklim değişikliğinden yapay zekâ yönetişimine kadar uzanan ortak alanlarda iş birliği sinyali ise umut verici.

Ancak gerçekçi olmak gerek: Bu görüşme, temel yapısal rekabeti ortadan kaldırmaktan çok, “kontrollü bir rekabet” döneminin işaretlerini veriyor. Her iki taraf da çatışmadan kaçınmak istiyor ama kimse geri adım atmaya da niyetli değil. Yani önümüzdeki dönem, tıpkı bu görüşme gibi, kriz anlarında açılan ama köklü sorunları çözemeyen bir dizi diyaloğa sahne olabilir.

Özetle, bu buluşma dünyaya şunu gösterdi: ABD ve Çin, birbirini yok sayamayacak kadar birbirine bağımlı. Anlaşmazlıklar devam edecek ama iletişimin koptuğu bir nokta, herkes için felaket olur. Gerçek mesele, rekabet ederken nasıl bir arada yaşanacağını yeniden öğrenebilmek. Henüz oraya varmış değiliz, ama en azından yolun başında olduğumuzu söylemek yanlış olmaz.

Sevgiyle kalınız