Nedir Bu Küreselleşme?
R. Ferhat VURAL 12.07.2026 10:02:19

Küreselleşme sadece ticaretin ve teknolojinin adı değildir; aynı zamanda kültürlerin, ekonomilerin ve zihinlerin yeniden şekillendirilmesidir. Alkışlamadan önce, bedelini de konuşmak gerekir.
1. Bizim yerli tütünümüzün kaçak muamelesi gördüğü, Amerikan tütününün ise market raflarını doldurduğu; milyarlarca liramızın CONİ'ye aktarıldığı yeni dünya düzeninin adıdır.
2. Zenginin daha da zenginleştiği, fakirin ise her geçen gün daha da yoksullaştığı çağın adıdır.
3. Dünya nüfusunun yüzde 90'ının, yüzde 10'luk bir kesim için çalıştığı modern kölelik düzeninin adıdır.
4. Dünyanın en ücra köşesinde yaşanan bir gelişmeden, Adıyaman'ın Narince nahiyesindeki bir mezrada yaşayan Hesso Dayı'nın bile etkilendiği globalleşmenin adıdır.
5. Dünyadaki paraya hükmeden birkaç küresel tefecinin, beğenmediği ülkelerin finans piyasalarını bir hafta içinde çökertebildiği yeni sömürgecilik düzeninin adıdır.
6. Güçlünün ayakta kaldığı, zayıfın ise ölmeden süründüğü; aslında her gün biraz daha öldüğü barbarlık düzeninin adıdır.
7. Mis gibi kendi mutfağımız dururken, binlerce kilometre öteden gelen dondurulmuş gıdaların sofralarımızı işgal ettiği gıda terörünün adıdır.
8. Saniyeler içinde trilyonlarca doların el değiştirdiği iletişim ve sermaye çağının adıdır.
9. "Ben bana benzerim, dünya beni ilgilendirmez." söylemlerinin kof bir laftan öteye geçemediği küresel köyün adıdır.
10. Amerika'da tasarlanan, Hindistan'da üretilen, Paris'te pazarlanan bir ürünün Adıyaman'daki bir dükkânda satışa sunulmasıdır.
11. Küreselleşme; ulusal ve uluslararası market zincirlerinin gelip senin mahallende dükkân açması, senin mahalle bakkalının ise kepenk indirmesidir.
12. Kısacası, ekonomik ve kültürel hegemonyanın dünyaya dayatılmasıdır.
13. Dünyanın en zengin üç ailesinin servetinin, en yoksul kırk sekiz ülkenin toplam servetini geride bıraktığı adaletsizliğin; emperyalist düzenin adıdır.
İşte küreselleşme budur sevgili dostlar...
Bir avuç doyumsuz azınlığın dünyayı kendi çıkarlarına göre yeniden dizayn etme girişimidir.
Bu küresel güçlerin karşısında ayakta kalmanın iki temel şartı vardır: Birincisi, kendi içimizde toplumsal barışı tesis etmek; ikincisi ise bilgiyle donanmaktır.
Yeni dünyada cehaletin yeri yoktur. Dahası, cahilin insanca yaşama şansı da giderek ortadan kalkmaktadır.
Bunun en somut örneklerinden birini ABD Başkanı Trump'ın Suudi Arabistan ziyaretinde gördük. Hem Suudi Arabistan'dan hem de Körfez ülkelerinden açıkça haraç ister gibi devasa ekonomik anlaşmalar yapıldı.
Ünlü filozof Francis Bacon, "Bilgi güçtür." demişti. Ancak asıl mesele, o gücün kimin elinde olduğudur. Bilginin ahlaktan yoksun ellerde nasıl bir tahakküm aracına dönüştüğünü bugün bütün dünya görüyor. Bilgiyi üreten yönetir, tüketen yönetilir. Tercih milletlerindir.
Geleceği silahla değil, bilgiyle kazananlar yazacaktır. Diğerleri ise o tarihin dipnotu olmaya mahkûmdur.
9 Temmuz 2017


.png)







